YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5444
KARAR NO : 2016/12489
KARAR TARİHİ : 12.10.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılığının iptali işleminin iptaline, iptal edilen dönem için sigortalılığının tespitine, 01/02/2007 tarihi itibariyle emeklilik şartlarının yerine getirildiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı Kurumca iptal edilen 506 sayılı yasaya tabi 2005/12- 2007/1 ay hizmetlerinin geçerli olduğunun tesbiti ile 01.02.2007 tarihi itibarı ile yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın istek gibi kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki belgelerden, davalı Kurumun sosyal güvenlik denetmeni tahkikatı sonucu davacının hizmet akdi ile çalışmadığının tesbit edildiği, hizmetlerinin gerçek olmayan işyerinden bildirildiği gerekçesi ile iptal edildiği, yaşlılık aylığı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yaşlılık aylığının da kesildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davacının çalışmalarının hizmet akdine dayalı olarak gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davacının 01.08.1983-02.10.1995 tarihleri arasında 4381 gün 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının bulunduğu, dava konusu edilen 506 sayılı yasaya tabi hizmetlerin davacının eş ve çocuklarına ait limited şirket işyerinden bildirildiği anlaşılmaktadır. Kurum denetmen raporunda, davacı açıkça işlerin kendisi tarafından yürütüldüğünü şirketin kendisi tarafından kurulduğunu şirketin sigorta bildirimi dışında belgelerinin bulunmadığını beyan etmiştir. Daha önce Bağ-Kur sigortalısı olan davacının hizmet birleştirilmesinden yararlanarak 506 sayılı yasa kapsamında yaşlılık aylığı alabilmek için muvazaalı işlemlerle şirket kurdurduğu tüm faaliyeti kendisinin yürüttüğü gerçekte hizmet akdinin bulunmadığı açıktır.
Mahkemenin zaman ve bağımlılık unsurunun dolayısıyla davacı ile şirket arasında gerçek bir hizmet akdinin bulunmadığını gözardı ederek davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi. Başkan