YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5535
KARAR NO : 2016/13992
KARAR TARİHİ : 10.11.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı … Kurum vekilinin tüm itirazlarının, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının Kurum tarafından başlatılan icranın durdurulması ile ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile “2004/12059 nolu takip dosyasındaki 6-9 aylara it 110.278,76 TL ile 2005/12794 sayılı takibe ilişkin 2005/2-6 aylara ait 226.047,34 TL lik alacağın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle bu iki takip dosyasında davacı … … Tetik’e gönderilen ödeme emirlerinin bu miktarlar bakımından iptaline, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine” şeklinde karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına başlatılan takipte, davaya konu Kurum’un prim, işsizlik sigortası prim ve damga vergisi borçlarına ilişkin olarak düzenlenen 17 adet ödeme emirlerinin en eski tarihli borç döneminin 2004/6; en yeni tarihli borç döneminin 2013/2 dönemine ait olduğu, ödeme emirlerinin davacıya 24/08/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacının dava dışı Kurum borçlusu … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nde 26/05/2003 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyesi olduğu, dava dışı anonim şirketin 26/05/2003 tarih ve 82 no lu Yönetim Kurulu Kararı ile 3 yıl süre ile şirketi temsil ve ilzam yetkisinin dava dışı Yönetim Kurulu Başkanı ve Başkan Yardımcısına bırakıldığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davacının prim borçlarının tahakkuk ettiği dönemde şirketi temsil ve ilzama yetkili olup olmadığı, şirketin pirim ve vergi işlemlerini doğrudan yürütme ve bu alanda emir ve direktif verme yetkisinin bulunup bulunmadığının tespitiyle şirketin pirim borçlarından sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarını oluşturan, 506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesinde; sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin Kurum’a karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Yasa’nın 88. maddesinde de Kurum’un sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanun’da belirtilen sürelerde
– ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kurum’a karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir. Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere “üst düzey yönetici” kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 317. maddesine göre anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinden müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir.
Öte yandan; süresinde ödenmeyen prim ve diğer kurum alacaklarının bizzat kurumca cebren takip ve tahsil edilebileceği 5510 sayılı Yasa’nın açık hükmü gereğidir. Cebren tahsil ve takip esasları 6183 sayılı Yasa’da gösterilmiştir. Söz konusu kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasa’nın uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde alacaklı sigorta Müdürlüğünün bulunduğu yer İş Mahkemesinin yetkili olduğu, 6183 sayılı Yasa’nın 58/1.maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın ödeme emrine karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz edebileceği bildirilmiştir. Bu 7 günlük itiraz süresi hak düşürücü süre olup süreyi geçiren borçlunun artık menfi tesbit, istirdat gibi aynı konuda hiçbir mahkemede dava açması mümkün değildir. Çünkü 6183 sayılı Yasa’da İİK.’nun 72.maddesine koşut bir hüküm yer almamaktadır. 6183 sayılı Yasa İİK.’na nazaran özel bir yasa olup uygulama önceliğine sahiptir. (Yargıtay HuKuk Genel Kurulunun 10.4.2001 gün ve 2002/21-201-297, 24.3.2004 gün ve 2004/10164-170 sayılı kararları)
Hal böyle olunca Kurum tarafından yürütülen takibe konu borç yönünden , davacının dava dışı Kurum borçlusu …Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin üst düzey yöneticisi olup olmadığı, pirim borcunun doğduğu tarihte şirketin pirim ve vergi işlemlerini doğrudan yürütme ve bu alanda emir ve direktif verme yetkisinin bulunup bulunmadığının tespiti önem arzetmektedir.
Somut olayda, davacının kurum borçlusu dava dışı … … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nde dava konusu 2004/6-2013/2. aylar prim borçlarının tahakkuk ettirildiği dönemde 506 sayılı Yasa’nın 80/12. madde hükmü gereği anonim şirketin üst düzey yöneticisi olup olmadığının, şirketin pirim ve vergi işlemlerini doğrudan yürütme ve bu alanda emir ve direktif verme ve imza yetkisinin bulunup bulunmadığının; 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 88. madde hükmü düzenlemesi gereği ise Kurum borçlusu dava dışı anonim şirkette yönetim kurulu üyeliğinin devam etmesi halinde dahi Kurum borçlarından dolayı sorumluluğuna gidilebileceğinden bu dönem yönünden davacının Kurum borçlusu dava dışı anonim şirkette yönetim kurulu üyeliği görevinin devam edip etmediğinin araştırılmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflardan davacıya iadesine, 10.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.