YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5865
KARAR NO : 2016/8510
KARAR TARİHİ : 12.05.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kuruma borçlu olmadığının tespitiyle ödemiş olduğu primlerin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı Kuruma 17.871,27-TL borçlu olmadığının tespiti ile 7.477.00 TL olarak ödemiş olduğu primlerin yasal faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile;davacının 1.733.26 TL fazla ödenen prim alacağının ödemeyi takip eden ay başı olan 01.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, infazda kolaylık açısından 14.12.2015 tarihli teknik bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 297/son maddesindeki: “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü uyarınca hüküm fıkrasının infaza elverişli ve açık olması gerekmektedir.
Hükümler, davayı esastan çözümleyen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır. Hüküm ile taraflar arasındaki uyuşmazlık sona erer ve hüküm kesinleşince artık o uyuşmazlık hakkında yeni bir dava açılamaz. HMK’nun 297/son maddesi gereğince hüküm fıkrasının açık olması taraflara bahşedilen vazife ve haklar, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde yazılmalı, hüküm infazı kabil olmalıdır. Dava açıldığı tarihteki şartlara göre karara bağlanmalı, şarta bağlı ve terditli hüküm kurulmamalı, hüküm fıkrasında asıl taleple birlikte yardımcı talepler hakkında da karar verilmelidir.
Somut olayda ise; davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti ile ödemiş olduğu primlerin iadesine karar verilmesini istemesine rağmen, mahkemece sadece prim alacağı talebi yönünden hüküm kurulmuş, kararın eki sayılmasına karar verilen bilirkişi raporunda ise davacının prim alacağının bulunduğu ve davacının kısmen borçlu olmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Bu haliyle mahkemece açık, anlaşılabilir ve denetime uygun bir şekilde oluşturulmayan hükmün infazda tereddüde yol açacak nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
…/…
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.