YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6791
KARAR NO : 2016/7861
KARAR TARİHİ : 03.05.2016
Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenler ile temyiz nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, meslek haslatığı nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece,-TL maddi, de manevi tazminatın 18.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
Dosya kapsamından 09.02.2016 tarihli kararda sair yönlerden bir hata bulunmamakla birlikte Dairemizin 30.10.2014 tarihli bozmasında belirtilen tenzilatın eksik yapıldığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki Dairemizin Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere davacının %13,30 oranındaki meslek hastalığı maluliyet oranı 18.04.2013 tarihinde tespit olunmuş, maddi zarar hesaplaması ise 10.08.2011 tarihinden itibaren yapılmıştır. Hal böyle olunca belirtilen tarihler arasındaki (10.08.2011-18.04.2013) maddi zarar hesabının karara esas alınamayacağı açıktır. Zaten Mahkemede ilgili bozma ilamına uymakla belirtilen hatanın doğruluğunu kabul etmiştir. Fakat bozma sonrası alınan hesap raporunda fazla hesaplandığı belirtilen 10.08.2011-18.04.2013 tarihleri arasındaki zarar olmasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu miktarın olarak eksik belirlendiği ve giderek de yerine olarak fazla tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, H.M.K. 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda yapılan açıklama gereğince;
1- 09.02.2016 tarihli kararın 1-a maddesinde yazılı olan “” harf ve rakamlarının silinerek yerine “” harf ve rakamlarının yazılmasına.
2- 09.02.2016 tarihli kararın 2. maddesinin tamamen silinerek yerine “Harçlar Kanunu gereği alınması gereken harçtan, bozma ilamı öncesinde alınan harcın mahsubu ile fazla alınan harcın Hazineden tahsili ile davalıya ödenmesine,” ifadelerinin yazılmasına.
3- 09.02.2016 tarihli kararın 4. maddesinin tamamen silinerek yerine “Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan gereğince maddi tazminat talebi yönünden hesap olunan nispi vekalet ücreti ile manevi tazminat talebi yönünden maktu vekaletinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,”ifadelerinin yazılmasına. Kararın düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine
03.05.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.