YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8792
KARAR NO : 2016/8694
KARAR TARİHİ : 24.05.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili)
Davacı, 01.06.2007 tarihinden itibaren malulen emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı; 01.06.2007 tarihinden itibaren malulen emekliliğe hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece; davacının 25.02.2010 tarihinden itibaren 2/3 oranında (%60’dan fazla) çalışma gücünü yitirdiğinin ve davacının 01.03.2010 tarihinden itibaren maluliyet aylığına hak kazandığının tespitine dair verilen ilk karar Dairemizin 24.02.2015 Tarih ve 2014/6255 E, 2015/3315 K sayılı kararı ile; maluliyetin başlangıcı yönünden … ile … İhtisas Kurulu raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosya … Genel Kurulu’na gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş, bozma kararına uyan mahkemece son olarak davacının ilk sigortalı olduğu tarihte arızasının bulunduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin anılan bozma kararı öncesi dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının maluliyet aylığı bağlanmasına ilişkin talebinin davalı Kurum tarafından, maluliyetin sigortalılığa girişte mevcut olduğundan bahisle reddedildiği, davacının 01.11.2003 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu, YSK’nın 07.05.2010 tarihli kararında; davacının ilk işe giriş tarihi olan 2003 yılı ve öncesinde de hastalığının varolduğunun bildirildiği, … İhtisas Kurulu’nun 15.10.2012 tarihli raporunda; davacının çalışma gücünün 2/3’ünü kaybettiğinin, maluliyet başlangıç tarihinin … Ünüversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin 25.02.2010 tarihli raporu sayılması gerektiğinin, davacının görme arızasının bünyesel olduğunun, sigortalı olarak işe başladığı 01.11.2003 tarihinde de davacıda hastalık bulunduğunun, ancak bu tarihte hastalığının çalışma gücünün 2/3’ünü kaybettirecek seviyede olup olmadığı hakkında dosyada belge bulunmadığının, bu nedenle yorum yapılamadığının, belge temin edilip gönderilmesi halinde dosyanın yeniden değerlendirilebileceğinin bildirildiği, mahkemece … Sekreterliği’nden davacının 2003 yılından sonra gördüğü tedavilere ilişkin belgelerin istenildiği, buna istinaden verilen yazı cevabında davacının hastalığına veya maluliyetine ilişkin belge bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bozma kararı sonrası ise … Genel Kurulu 19.11.2015 tarihli raporunda, bozma kararı öncesi … İhtisas Kurulu’nun 15.10.2012 tarihli raporu ile aynı yönde; davacının halihazırda çalışma gücünün en az 2/3’ünü kaybettiğinin, maluliyet başlangıç tarihinin AÜ Tıp Fakültesinin 25.02.2010 tarihli raporu sayılması gerektiğinin, davacının görme arızasının bünyesel olduğunun, sigortalı olduğu 01.11.2003 tarihinde de hastalığın davacıda mevcut olduğunun, ancak; dosyada bu tarihe yakın belge bulunmadığından bu tarihteki hastalığının çalışma gücünün 2/3’ünü kaybettirecek seviyede olup olmadığı hususunda yorum yapılamadığının, belge temin edilip gönderilmesi halinde yeniden değerlendirme yapılabileceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda her ne kadar mahkemece son olarak davacının arızasının sigorta başlangıcında da bulunduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de; … Genel Kurulu’nun anılan raporu, 3. İhtisas Kurulu’nun anılan raporu ile uyumludur. Kaldı ki dosyada; davacının sigortalı olarak işe başladığı 01.11.2003 tarihinde çalışma gücünün 2/3’ünü kaybettirecek seviyede arızası bulunduğuna dair belde de yoktur. Bu itibarla; … Genel Kurulu raporu davacı lehine yorumlanarak, davacının maluliyet başlangıcının 25.02.2010 tarihi olduğunun kabulü ile maluliyet aylığına da 01.03.2010 tarihinden itibaren hak kazandığının kabulü gerekmektedir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 24.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.