Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2016/9133 E. 2017/10336 K. 11.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9133
KARAR NO : 2017/10336
KARAR TARİHİ : 11.12.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

Dava, 24/08/2007 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen iş kazasından maluliyete dayalı davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davacı tarafın 24/08/2007 tarihinde gerçekleştiği iddia olunan iş kazası nedeniyle 01/09/2015 tarihli dava dilekçesiyle 5.000 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, davalı şirketin iflas idare memurlarınca verilen cevap dilekçesinde davanın zamanaşımına uğradığının iddia edilerek zamanaşımı def’inde bulunulduğu, mahkemece zamanaşımı def’ine itibar edilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında; zamanaşımı süresi gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 146. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir.
Dava konusu olayda, iş kazasının 24/08/2007 tarihinde gerçekleştiğinin iddia edilmiş olduğu, iş bu temyize konu davanın ise 01/09/2015 tarihinde açılmış olması nedeniyle, 10 yıllık zamanaşımının geçmemiş olması nedeniyle, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde zamanaşımından davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 11/12/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.