YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6535
KARAR NO : 2019/6018
KARAR TARİHİ : 10.10.2019
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyerleri nezdinde geçen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile “davacının davalı ……’ye ait 2.2431.10.21835.34.22 sayılı işyerinde 03/10/2000-31/03/2001 tarihleri arasında 177 gün, günlük 5 TL 01/04/2001-21/06/2001 arası 81 gün, günlük 7 TL ücretle hizmet akdi sigortalı nitelikte çalıştığının tespitine, davacının davalılardan Oska Tekstil’e ait 2.2431.091030187.34.22 sayılı işyerinde 20/06/2001-21/06/2001 arası 2 gün, günlük 7 TL ücretle sigortalı nitelikte hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, ” karar verilmiş, verilen karar Dairemizin 06/07/2017 tarihli ve 2016/2182 – 2017/5848 Esas ve Karar sayılı ilamı ile davacı yararına bozulmuş, Dairemiz ilamına karşı “uyma” kararı verilmek suretiyle yapılan yargılama neticesinde “davanın reddine” karar verilmiştir.
Uyuşmazlık; Mahkemenin Yargıtayın bozma ilamına uyması ile bozma ilamı lehine olan taraf yararına oluşan usuli müktesep haklara riayet edilip edilmediği, bozma ilamına konu edilen ihtilaf konusu dönem yönünden fiili çalışma olgusunun ortaya konulmasında yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Usuli kazanılmış hak kavramı anlam itibariyle bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi H.M.K.’nda düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir.
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09/05/1960 T., 21/9; 04/02/1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12/07/2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03/12/2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.)
Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğmuştur. (09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)
Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.
Bununla birlikte, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Somut olayda, Dairemiz bozma ilamı öncesi ilk derece Mahkemesince verilen kararda davacının davalı işyerinde 03/10/2000-21/06/2001 tarihleri arasında çalıştığının kabul edildiği, 15/10/1995-03/10/2000 tarihleri arası dönem yönünden davalı … Karakay nezdinde geçen hizmetlerin hak düşürücü süre nedeniyle reddedildiği anlaşılmakla Dairemiz bozma ilamı kapsamı dışında kalan dönem (03/10/2000-21/06/2001 tarihleri arasında ) yönünden davacı taraf yararına oluşan usuli müktesep hak dikkate almaksızın ve hak düşürücü süre nedeniyle reddolunan dönem (15/10/1995-02/10/2000 tarihleri arası) yönünden ise Mahkemece yöntemince inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davacının davalı … nezdinde 15/10/1995-02/10/2000 tarihleri arasında geçen hizmet tespiti istemine yönelik olarak; davalı … ünvanlı işyerine ait tescil kayıt ve belgeleri ile tüm dönem bordrolarını getirtmek, işyerlerinin Yasa kapsamına alınma tarihi ile tespiti istenen dönem içerisinde Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca yapılan bir denetim olup olmadığını sormak, öncelikle dava konusu dönemi kapsar biçimde bordro tanıklarını dinlemek, gerek görüldüğünde talep edilen dönemde çalışması bulunan komşu işyeri çalışanlarını zabıta marifetiyle veya Kurumdan sorup belirleyerek komşu işyeri tanıklarının da beyanlarını almak ve … 1.İş Mahkemesinin 29/01/2008 tarihli 2005/2772 Esas ve 2008/35 Karar sayılı işçilik alacaklarına ilişkin dosya muhteviyatıyla da birlikte toplanan tüm delilleri değerlendirmek, ihtilaflı dönemde davacının davalı … ünvanlı işyerinde geçen çalışmasını, çalışmanın kesintisiz olup olmadığını tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlemek ve çıkacak sonuca göre Mahkemece bir karar vermekten ibarettir.
Öte yandan, davacının diğer davalılar nezdinde 03/10/2000-21/06/2001 tarihleri arasında geçen hizmet tespiti istemine yönelik olarakta; bozma kararına uyulması ile davacı yararına oluşan usuli müktesep hak gözetilerek Mahkemenin ilk olarak kurulan 04/11/2015 tarih ve 2008/803-2015/474 Esas ve Karar sayılı hükmü gibi bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.