Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2018/6537 E. 2019/6762 K. 11.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6537
KARAR NO : 2019/6762
KARAR TARİHİ : 11.11.2019

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yetim aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR

Dava; davacının aldığı ölüm aylığını, 5510 sayılı Kanunun 56/2 fıkrası uyarınca aylığın kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıkların hakediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının eski eşinden 04/11/2009 kesinleşme tarihli ilam ile boşandığı ve davalı kuruma yaptığı başvuru üzerine 2006 yılında ölen babasından dolayı davacıya 01/12/2009 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, kurumca başlatılan soruşturma sonucunda davacı ve boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşadıklarından bahisle aldığı ölüm aylığının kesildiği,Mahkemesince yaptırılan 24/05/2011 tarihli kolluk araştırmalarında, davacının kızı … ve iki torunu ile birlikte … mah. …Cd. No:22/A …/Ankara adresinde; eski eşinin ise çocukları …ve… ile birlikte … Mah. 28 sk no:16/A …/Ankara adresinde ikamet ettikleri tespit edilmiş, adres hareketleri incelendiğinde davacı ve eski eşinin boşanma öncesi 28/12/2007 tarihli TÜİK sayımlarına göre … Mah. … Sk. No:16A-A …/Ankara adresinde kayıtlı iken; davacının boşanmadan bir gün sonra 05/11/2009 tarihinde yerleşim yerini … mah. …Cad. No:22/A-A …/Ankara adresine naklettiği anlaşılmış, davacının dosyaya sunduğu kızı …’ye ait 15/09/2009 tarihli kira sözleşmesinde, …’ın davacının halihazırda ikamet ettiği evi belirtilen tarihte kiraladığı tespit edilmiş, … ve … Mahallesi muhtarlıklarından alınan cevabi yazılarda davacının eski eşinin … mahallesinde; davacının ise… mahallesinde kızı ve torunları ile ikamet ettiği bildirilmiş, mahkeme huzurunda dinlenen davacı tanıkları, boşanma sonrası fiili birlikte yaşamın olmadığı, davacının boşanma sonrası kızı ile yaşamaya başladığını beyan ettikleri davacı ve eski eşin yaşadığı yerlerde çevreden soruşturularak kolluk araştırması yapıldığı, mahalle muhtar ve azalarının dinlendiği, seçmen kayıtlarının getirtildiği anlaşılmıştır.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56 maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir/aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir/aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan/olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk/çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir/aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan/yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
Anılan 56’ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Somut olayda; Dairemiz 21/04/2014 tarih 2013/16827E ve 2014/8492 K sayılı bozma ilamı sonrası kurum rapor getirtilmiş; kurum raporunda davacı ile eski eşinin birlikte yaşadığını beyan eden market sahibi araştırılmamış, tahkikatı yapan denetim görevlileri dinlenmemiş bu husus da beyanları alınmamıştır. Ayrıca kurum raporunda davacı ile eski eşinin birlikte yaşadıkları şeklinde imzalı beyanı bulunan muhtar …, mahkemede tam aksi yönde beyanda bulunmuş olup çelişki giderilmemiştir, dosya aydınlatılmadan gerekli araştırmalar yapılmadan karar verilmesi hatalıdır.
Yapılacak iş, çelişkili ifade veren muhtar …’i yeniden dinlemek (gerçeğe aykırı tanıklık hususunda ihtarat yapılarak) beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek, kurum raporunu düzenleyen denetim görevlilerini kurum raporunda geçen adı ve işyeri adı raporda belirtilmeyen market sahibi ve davacı hakkındaki araştırma hususunda dinlemek, araştırmanın yapıldığı adres yakınındaki market sahiplerini kolluk araştırması ile tespit ettirmek ve gerektiğinde tanık olarak dinlemek, davacı ile kızının birlikte yaşadığı beyan edilen… mah. …Cad. No:22/A …/Ankara adresinde tahkikat yaptırarak komşu tanığı belirleyerek dinlemek, davacının eski eşinin yaşadığı … Mah. … Sk. No:16A …/Ankara adresinde tahkikat yaptırarak komşu tanığı belirleyip birlikte yaşama hususunda dinlemek, davacı ve eski eşinin aile hekimliği kayıtlarını getirtmek ve tüm bu araştırmalar sonrası sonuca gitmekten ibarettir.
Mahkemece tüm bu araştırmalar yapılmadan eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
11/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.