Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2018/6855 E. 2019/5821 K. 07.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6855
KARAR NO : 2019/5821
KARAR TARİHİ : 07.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının 2006 Haziran- 2009 Haziran tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16/9/1999 gün 1999/21-510-527, 30/6/1999 gün 1999/21-549-555- 3/11/2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına davalı işyerinden bildirim olmadığı, bordro tanıklarının dinlendiği, davacı tarafından dosyaya takograf kayıtlarının sunulduğu, davacı adına düzenlenen iki ayrı trafik cezasının mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; takograf kayıtlarının davalı taraftan verildiğini kabule olanak sağlayacak bir kayıt içermediği gerekçesiyle dikkate alınmaması, takograf kayıtlarındaki ve trafik cezalarındaki araçların tescil kaydı araştırılmadan, takograf kayıtlarında kaşesi bulunan otogarlardan davacı adına giriş-çıkış kaydı olup olmadığı belirlenmeden sonuca gidilmesi; ayrıca davalı işyerine ait otobüs işletmesi işyeri yerine, davalı şirketin akaryakıt işine ilişkin tescilli işyeri bordro tanıklarının dinlenmesi hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş; uyuşmazlık dönemine ilişkin davalı şirketin otobüs işletmesi işyeri bordrolarını getirterek resen seçilen bordro tanıklarını dinlemek, takograf kayıtlarındaki ve trafik cezalarındaki araçların tescil kaydını araştırmak davalı şirket ile bağlantısı olup olmadığını tespit etmek, takograf kayıtlarında kaşesi bulunan …-…-… … gibi ) otogarlardan giriş-çıkış kayıtlarını getirterek davacı adına giriş-çıkış kaydı olup olmadığını sormak var ise kim adına tescilli araçlar ile giriş çıkış yaptığını tespit etmek, tüm bu araştırmalar sonucu takograf kayıtlarını da dikkate alarak uzun yol şoförünün istirahat etmeden sürekli araç kullanmasının fiziken olanaksız olduğu da değerlendirilerek sonuca gitmekten ibarettir.
Ayrıca davacının hizmet cetvelinde 01/06/2007-10/07/2007 tarihleri arası dava dışı işyerinden bildirim olduğundan dava açılış tarihine göre 10/07/2007 tarihi öncesi çalışmaların hak düşürücü süreye uğradığı da dikkate alınmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yetersiz inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07/10/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.