Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2018/6910 E. 2019/6259 K. 17.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6910
KARAR NO : 2019/6259
KARAR TARİHİ : 17.10.2019

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi

K A R A R
A) DAVACININ İSTEMİ :
Dava, davacının davalı … nezdinde geçen ve Kuruma eksik olarak bildirilen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
B) DAVALILARIN CEVABI :
Davalı … vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile; davacı ile müvekkili arasında İş Kanunu kapsamında iş akdi bulunmadığı, usta öğreticiler ile ilgili olarak yargı yerinen belirlenmesi konusunda değişik kararların olduğu, bu davada da idari yargı görevli olduğundan ret kararı verilmesi gerektiği, davacının 657 sayılı Yasanın 89. maddesine göre çalıştığı, 7,5 saatlik çalışma bir gün kabul edilmek suretiyle bildirim yapıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Feri müdahil SGK vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile; beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, Kurumla davacı arasında hizmet akdi ilişkisi bulunmadığından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği, çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 119. maddesi gereğince açıklanması gerektiği, fiili çalışma olgusunun yöntemince araştırılması gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
C) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk derece Mahkemesince, “davanın kabulüne, davacının davalı işveren yanında 01/03/2001-30/09/2009 tarihleri arasında Kuruma bildirilen süreler dışında toplam 555 gün daha çalıştığının tespitine, bilirkişi raporunun ek 2 eksik bildirilen gün hesap çizelgesinin karar eki sayılmasına hükme eklenmesine,” şeklinde karar verilmiştir.
D) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece Mahkemesinin olay ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı … ve feri Müdahil Kurum vekillerinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
E)TEMYİZ TALEPLERİ :
Davalı … vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile davacı ile müvekkili arasında İş Kanunu kapsamında iş akdi bulunmadığı, usta öğreticiler ile ilgili olarak yargı yerinin belirlenmesi konusunda değişik kararların olduğu, bu davada da idari yargı görevli olduğundan ret kararı verilmesi gerektiği, davacının çalışmalarının 7,5 saatlik çalışma bir gün kabul edilmek suretiyle Kurum’a hizmet bildirimin yapıldığı, Bilirkişinin İş Kanuna göre hesaplama yapmasının yerinde olmadığı özet olarak belirtilerek kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
Feri Müdahil Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile Kurum tarafından yapılan işlemlerde bir hata bulunmayıp yersiz açılan davanın reddinin gerektiği belirtilerek kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ortaya konulmasında Mahkemece yapılan değerlendirmenin hüküm kurmaya yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10,5510 sayılı Kanunun 4/2-f, 80/1-h, 86/9. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri olup ücretli öğretmenlerin çalışma esasları ve çalışmaları sırasında tabi olacakları statü bu mevzuat kapsamında düzenlenmiştir.
4857 sayılı Kanunun 13. maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63. maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır. 13. madde hükmü, anılan mevzuattaki düzenlemelere egemen olan ilkelerle birlikte ele alındığında, ücretli öğretmenlerin çalışma ilişkilerinde, “tam süreli iş sözleşmesi” olarak nitelendirilmeye olanak verecek bir bağımlılığın bulunmadığı, bunların, öngörülen ve önceden belirlenen süre içerisinde bir çalışma yükümlülüğünü kabullendikleri ve ders saati karşılığında da ücrete hak kazandıkları belirgindir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 80/h maddesi “Sigortalıların günlük kazançlarının hesabında esas tutulan gün sayıları, aynı zamanda, bunların prim ödeme gün sayılarını gösterir. Ancak, işveren ve sigortalı arasında kısmî süreli hizmet akdinin yazılı olarak yapılmış olması kaydıyla, ay içerisinde günün bazı saatlerinde çalışan ve çalıştığı saat karşılığında ücret alan sigortalının ay içindeki prim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saati süresinin 4857 sayılı İş Kanununa göre belirlenen haftalık çalışma süresine göre hesaplanan günlük çalışma saatine bölünmesi suretiyle bulunur. Bu şekildeki hesaplamada gün kesirleri bir gün kabul edilir.” demek suretiyle hizmet akdine dayalı olarak genelde ek ders ücreti karşılığında kısmi zamanlı (part-time) olarak çalışan kişilerin prim ödeme gün sayısının ne şekilde ödeneceğini hüküm altına almaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda mevcut puantaj kayıtlarının esas alındığı, davacının aylık toplam çalışma saati, çalışılan gün sayısına bölünerek aylık ortalama günlük çalışma saatinin bulunduğu, ayda günlük ortalama 6 saat ve üzeri çalışılması halinde bu çalışmaların ait olduğu aylardaki hizmet sürelerinin 30 güne tamamlandığı ve Kurum’a bildirimi yapılan hizmet süreleri ile aradaki farkın eksik hizmet süresi olarak tespit edildiği anlaşılmakla bu şekilde hazırlanan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle verilen karar hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, eksik hizmet günlerin belirlenmesine yönelik ihtilaf konusu dönem bakımından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi gereğince 7.5 saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğunu bilirkişiden alınacak rapor ile ortaya koyduktan sonra Mahkemece çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
İlk derece Mahkemesince, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı KALDIRILMASINA, ilk derece Mahkemesi kararının davalı … ve feri müdahil Kurum yönünden BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.
G) SONUÇ:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın ilk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.