Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2018/6971 E. 2019/5747 K. 03.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6971
KARAR NO : 2019/5747
KARAR TARİHİ : 03.10.2019

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi

K A R A R
A) DAVACININ İSTEMİ :
Dava, davacının davalı işyeri nezdinde 15/06/2011-06/08/2015 tarihleri arasında geçen hizmetinin tespiti istemine ilişkindir.
B) DAVALILARIN CEVABI :
Davalı işyeri sahibi ve Feri Müdahil SGK vekili tarafından davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
C) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile davacının istemi gibi karar verilmiştir.
D) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu belirtilerek feri müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
E) TEMYİZ TALEPLERİ :
Feri Müdahil Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile davanın hak düşürücü süreye uğradığı, davanın açılmasına Kurumun sebebiyet vermediği, davanın husumet yönünden reddinin gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, ilk derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16/09/1999 gün 1999/21-510-527, 30/06/1999 gün 1999/21-549-555- 03/11/2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 23/11/2010-06/06/2011 tarihleri arasında dava dışı işyerince hizmet bildirimlerinin bulunduğu, 07/08/2015-31/08/2016 tarihleri arasında davalı işyerince tam gün üzerinden Kuruma hizmet bildiriminde bulunduğu, davacının hizmet tespiti talebinin Kuruma bildirimi yapılan sürelerin öncesine ait olduğu, davalı işyerinin 13/05/2015 tarihinde Kanun kapsamına alınmış olduğu, 12/11/2013 tarihli ev mobilyaları, aksesuar faaliyetinden dolayı davalının vergi kaydının bulunduğu, 2015/05 ayına ait dönem bordrosunun getirtildiği, yapılan komşu işyeri çalışanlarına yönelik zabıta araştırma neticesi davacıyı tanıyan, davacının çalışmaları hakkında bilgi sahibi olabilecek kişilerin tutanağa bağlanmak suretiyle Mahkemeye bildirildiği, duruşmalarda davacı tanıkları, komşu işyeri tanıkları ile bordrolu işyeri tanıklarının dinlendiği anlaşılmıştır.
Somut olayda Mahkemece büfe işletmeciliği faaliyetinin yürütüldüğü davalı işyerinin ihtilaf konusu dönem içerisinde de faal ve Kanun kapsamına alınabilecek nitelikte olup olmadığı her türlü şüpheden uzak bir şekilde araştırılmadığı anlaşılmakla Mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesi kurulan hüküm hatalı olmuştur.
Hizmet akdinin oluşabilmesi için işyerinin varlığı öncelikli koşul olduğundan yapılacak iş; davalı işyerinin ihtilaf konusu dönem içerisinde faal ve Kanun kapsamına alınabilecek nitelikte olup olmadığını araştırmaya yönelik olarak bulunması halinde işyeri ile ilgili olarak düzenlenen kira kontratını getirtmek, davalı işyerine ait belirtilen adreste bulunan doğalgaz, elektrik, su, telefon abonelik kayıtlarını ve davalı işyerinin çalışma iznini ve ruhsatını ilgili belediye ile diğer birimlerden sorarak tespit etmek, büfe işletmeciliği faaliyetinde bulunan davalı … ve adrese göre işyeri ile ilgi olarak meslek kuruluşları nezdinde herhangi bir kaydın bulunup bulunmadığını araştırmak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre Mahkemece bir karar vermekten ibarettir.
İlk derece Mahkemesince, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu kapsamda, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı KALDIRILMASINA, ilk derece Mahkemesi kararının feri müdahil Kurum yönünden BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.
G) SONUÇ:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.