YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7103
KARAR NO : 2019/5777
KARAR TARİHİ : 03.10.2019
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
KARAR
A)Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle :
Davacının, davalı … inşaat Eğitim Sağlık Güvenlik San. ve Tic. Ltd. Şti. işçisi olarak, asıl işveren …’na bağlı … Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 22/08/1999- 22/09/1999 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir.
B)Davalı Cevabı :
… vekili; davanın öncelikle husumet ve hakdüşürücü süre yönünden reddi gerektiğini; ihale makamı olan ve asıl işveren konumu bulunmadığını beyan ettiği Bakanlık hakkındaki davanın reddi gereğini savunmuştur.
SGK Başkanlığı vekili; kayıtlara yansıyan süreleri aşan çalışma iddiasının Yargıtay içtihatlarıyla öngörülen yönteme uygun biçimde kanıtlanması gerektiğini beyanla, davanın reddi gereğini savunmuştur.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Yasal kurallar ve tüm dosya kapsamı ile delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu başkaca delil toplanmasının sonuca etkili olmadığı kanaatiyle davacı … TC Kimlik, … sigorta sicil numaralı …’ın Kurumda … sicil sayılı dosyada işlem gören … İnş. Eğt. Sağ. San. Tic. Ltd Şti’ne ait işyerinde 22.08.1999-21.09.1999 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücretle toplam 31 gün çalıştığı, 31 günlük çalışmasının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği, …’nın sorumluluğunun ödenmeyen prim borçlarıyla sınırlı olacağı…” gerekçesine dayalı olarak, “Davacının davasının KABULÜNE,
Davacının bilirkişi …’ün 28/12/2017 tarihli rapor içeriği de gözetilerek … İnş. Eğit. Sağ.San.Tic. Ltd Şti’ne ait işyerinde 22/08/1999-21/09/1999 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı asgari ücretle toplam 31 gün çalıştığı, 31 günlük çalışmasının SGK’na bildirilmediğinin (Sağlık Bakanlığının sorumluluğunun ödenmeyen prim borçları ile sınırlı olduğu tespiti ile ) tespitine,” karar verilmiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen kararın; HMK 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; 22.09.1999 tarihli ilk işe giriş bildirgesine dayalı olarak tescili gerçekleşen davacının, 22.09.1999 – Kasım 2015 tarihleri arası dönem sigortalılık bildiriminin eksiksiz gerçekleştirildiği; aidiyeti çekişmesiz imzalı ilk işe giriş bildirgesine dayalı olarak kamu hizmeti veren işyerinde 22.09.1999 tarihinden itibaren başlayan çalışma süresi yönünden yaşlılık aylığı talep aşamasına dek çekişme yaşanmamışken; çalışmanın geçtiği iddia edilen tarih üzerinden 16 yılı aşkın süre geçtikten sonra dile getirilen ve imzalı işe giriş bildirgesi ile tüm kayıtların aksi yöndeki çalışma iddiasının eşdeğer belgelerle kanıtlanması gereğine karşın; işyerinde memur olarak çalışan tanıkların, 1999 yılı Ağustos ayında maaş aldıktan birkaç gün sonra davacının işe başladığını hatırladıklarına ilişkin soyut beyanları ile aynı konumda çalışan ancak tarih konusunda herhangi bir somut veri içermeyen tanık anlatımlarına dayanılarak, kayıtların aksinin kanıtlandığını kabule olanak bulunmadığı ve salt bu yöndeki beyanlara dayalı olarak, 06.11.1956 doğum tarihli davacının 506 sayılı Yasanın 60/A-a maddesi uyarınca 58 yaş yerine, 506 sayılı Yasanın Geçici 81. Maddesinin B-r bendine tabi olarak 56 yaşında ve daha düşük prim ödeme gün sayısı ile yaşlılık aylığından yararlanmasına yol açacak hüküm oluşturulması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan; istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazlar yukarıda sıralanan gerekçeler ışığında yerinde bulunmakla birlikte, delillerin takdiri ve kanunun olaya uygulanmasındaki hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; … vekili ile SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; … 12. İş Mahkemesi’nin, 27.02.2018 tarihli, 2015/605 E, 2018/39 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına;Davanın Reddine,karar verilmiştir.
E)Temyiz :
Davacı vekili davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
F)Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı yasanın 86/9. maddeleridir.
Bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren, tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştıklarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Yasanın kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de, çalışmasının konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu madde 288’de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı 506 sayılı Yasa’nın madde 3 B ve D’de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulmalıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden,davacının davalı işyerinden 22/09/1999- 30/4/2001 tarihleri arasında bildirimlerinin eksiksiz yapıldığı, … tarafından istinaf aşamasında dosya arasına alınan yazılı belge ile …’ın … İnş. Eğt.Sağlık Güvenlik San. Ve Tic. Ltd Şti bünyesinde 02/12/1998- 22/09/1999 tarihleri arasında temizlik personeli olarak çalışmış olduğunun bildirildiği, tanık anlatımlarından davacının çalışma iddialarının doğrulandığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, istinaf aşamasında dosya arasına alınan … aracılığıyla gönderilmiş çalışma belgesi irdelenip, bu belgenin dayanağı çürütülmeden , hastane ile imzalanan ihale belgeleri getirtilmeden ve bu belgeler diğer delillerle birlikte değerlendirilip araştırılmadan sonucu gidilmesi hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle ihtilaflı dönemde hastane ile ihale mercileri arasında imzalanan ihale belgelerinin ilgili hastaneden istenmesi, istinaf aşamasında dosya arasına alınan … tarafından gönderilen davacı …’a ait çalışma belgesinin dayandığı unsurların anlaşılabilmesi amacıyla bu hususun hastaneden sorulması ve gelen yazı cevaplarını değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
G)SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
03/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.