Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2019/1068 E. 2019/6177 K. 15.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1068
KARAR NO : 2019/6177
KARAR TARİHİ : 15.10.2019

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

KARAR
Dava, 17/06/2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda sigortalının vefatı nedeniyle yakınlarının (eş ve iki çocuk) maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, işverenin iş kazasının meydana gelmesinde kusursuz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacılar murisinin davalı iş yerinde ikinci kaptan olarak çalıştığı, odasında dinlendiği esnada kalp krizi geçirerek vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin 23/11/2005 tarih, 2005/286 Esas, 2005/630 Karar sayılı kararı ile “ ölüm olayının istirahat halinde yatağında geçirilen kalp krizi nedeni ile vefat ettiği, olayın iş kazası olamayacağı, olayın iş kazası olabilmesi için ölenin eylemli çalışma sırasında meydana gelecek kalp krizinin ancak iş kazası olarak nitelendirilebileceği“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 20/03/2007 tarih, 2006/16575 esas ve 2007/4869 karar sayılı ilamında; ” Somut olayda Sosyal Sigortalar Kurumu’nun olaydan haberdar edilmediği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş; davacıya olayın iş kazası sayılması ile buna bağlı olarak Kurum’ca gelir bağlanması için Sosyal Sigortalar Kurumuna müracaatta bulunması, giderek Sosyal Sigortalar Kurumu ve işvereni hasım göstermek suretiyle tespit davası açması için önel verilmek ve verilen önelin sonucuna göre karar vermektir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmesizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir” gerekçesine yer verilerek kararın bozulduğu anlaşılmıştır.
Bozma ilamı üzerine; davacılar tarafından iş kazası tespiti davası açıldığı ve … 1.İş Mahkemesi’nin 26/03/2015 tarihli, 2014/905 Esas, 2015/123 Karar sayılı ilamı ile kalp krizinin iş yerinde gerçekleşmiş olması nedeni ile davacıların murisinin ölümünün iş kazasından kaynaklı olduğunun tespitine karar verildiği, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 11/06/2015 tarih ve 2015/9650 Esas, 2015/13439 Karar sayılı ilamı ile dosyanın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece, 25/07/2016 tarihli bilirkişi heyetinden alınan kusur raporu hükme esas alınmak suretiyle davalı iş verenin alması gereken bir tedbiri almama yada bilimin gerektirdiği alması gereken yada alması beklenilen tedbirleri almadığı hususunda somut bir delil bulunmayışı nedeni ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur. Oysa hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, hükme esas alınan kusur raporunun, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez. Öte yandan olayın iş kazası olduğu tartışmasız olup, beyin kanamasında kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının da bedensel faktörler olarak etkili olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği ve bu durumun olayın uygun illiyet bağını oluşturabileceği ve kısmi sebebi olabileceği gözetilerek kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği ortadadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; davacının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait, temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde kalp krizi riskine yol açacak rahatsızlıklarına ilişkin bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılmak, aralarında işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyologun da yer alacağı üçlü bilirkişi heyetinden meydana gelen iş kazası olayında davacı veya davalının kusurunun bulunup bulunmadığını, kusuru bulunanlar varsa her bir taraf için ayrı ayrı açıklanmak suretiyle nedenlerini, kalp krizinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğunu, tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle, eksik araştırma ile ve inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, 77.maddenin öngördüğü koşulları içermeyen kusur raporunun hükme dayanak alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 15/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.