Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/1645 E. 2011/6333 K. 29.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1645
KARAR NO : 2011/6333
KARAR TARİHİ : 29.11.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, 27.02.2006 -31.08.2009 tarihleri arasında klinik araştırma uzmanı olarak davalı işyerinde çalıştığını, psikolojik baskı altında kalarak iş akdinin karşılıklı anlaşma ile sona erdirildiğine dair belgeyi imzalamak durumunda kaldığını, gerçek iradesinin bu yönde olmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesi, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ikale sözleşmesi imzalanmak suretiyle gereğince sona erdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece ikale sözleşmesine rağmen davacının iradesinin hizmet akdini anlaşarak sona erdirmek yönünde olmadığı, davalı işverenin, iş güvencesi tazminatının ödeneceğinin hükme bağlanmasının da akdin davalı işyerence fesih edildiği ve feshin geçerli olmadığının kendilerin de kabülünde olduğu anlamına geleceğini bu nedenle ikale sözleşmesinin geçerli olamayacağı kabul edilerek iş sözleşmesinin davalı işverence feshi mahiyetinde olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki iş ilişkinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erip ermediği hususu temel uyuşmazlığı oluşturmaktadır.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir nedenle sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse yasal tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Dosya içeriğine göre taraflar arasında imzalanan iş 08.02.2006 tarihli imzalı belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davacı klinik araştırma uzmanı olarak çalışmıştır.
28.08.2009 tarihli taraflarca imzası inkar edilmeyen ikale sözleşmesi ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve anlaşarak son verilmesi karşılığı 2 aylık asıl ücreti tutarında işe son verme tazminatı (iş güvencesi tazminatı) olarak toplam 29.905 TL ödenmesi karşılığında tarafların birbirini ikale sözleşmesi kapsamında ibra ettikleri kararlaştırılmış ve bu sözleşme uyarınca davacıya işe iade davası açmasını önlemeye yönelik olarak yasal hakları yanında 2 aylık asıl ücreti tutarında işe son verme tazminatı (iş güvencesi tazminatı) 14.005,92 TL tutarında ek ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dinlenen davacı tanıklarının ibra sözleşmesinin imzalanmasına ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı işyerinde klinik araştırma uzmanı ünvanı ile istihdam edilen nitelikli bir eleman olup imzaladığı belgenin mahiyetini ve doğuracağı hukuksal sonuçlarını tayin ve takdir edebilecek durumdadır. Dosya içerisinde ikaleyi geçersiz kılacak bir olgu mevcut değildir. İkalenin baskı altında, iradesinin sakatlanarak imzalatıldığı davacı tarafından ispat edilememiştir. Bu durumda, sözleşmenin ikale ile sona ermesi nedeniyle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE,
3-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100.00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 29.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.