Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/3529 E. 2011/7255 K. 13.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3529
KARAR NO : 2011/7255
KARAR TARİHİ : 13.12.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının davalı işyerinde davacının 01/12/1993 tarihinden itibaren çalıştığını, son üç yıldır Güllük Şube Müdürü olduğunu, daha önceki teftişlerde normal kabul edilen işlemlerin suç olarak gösterildiğini, davalı bankanın KOÇ grubu ile birleşmesi sonrası eski çalışanlara savaş açılarak haksız bahanelerle iş sözleşmelerinin feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı banka vekili bankanın güven ve itibarını kötüye kullanarak onay almadan krediler kullandırdığını, banka alacaklarının tahsil kabiliyetinin düştüğünü, riskli krediler toplamının 1.511.485,00 TL olduğunu, bu nedenle iş sözleşmesinin 4857 sayılı yasanın 25/2.maddesi gereğince feshedildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince düzenlenen 18.11.2009 tarihli rapora itibarla davacı hakkındaki iddiaların ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, davacı davalı işverenlikte 01/12/1993 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı ve son üç yıldır Güllük Şube Müdürü olarak çalıştığı, davalı bankanın 13.06.2007 günlü fesih bildirimi ile davacı hakkında yapılan soruşturma neticesinde davacının bankanın güveni ve görevini kötüye kullanmak suretiyle 13 adet firmaya 3. kiler ev firma ortakları üzerinden yan risk niteliğinde kredi kullandırdığı, kredilerin birçoğunun 2-5 aya varan gecikmeler olmasına rağmen kanuni takip işlerini başlatmadığı Watch listesinde yer alan firmalara ilgili birimden onay almadan yetkisiz olarak kredi kullandırdığı, firma ortaklarına kredi kullandırarak firma bazında şube kredi verme yetkisini aştığı, yasak olmasına rağmen karşılıklı işlemlere onay verdiği, bir firmaya kullandırılan 4000 TL lik kredinin davacının hesabına geçildiği, aynı firma ve
davacının hesaplarından talimata istinaden ardışık para yatırma ve çekme işlemlerinin yapıldığı gerekçesi ile iş sözleşmesinin İş Kanunu’nun 25/ II maddesi gereğince 13.6.2007 tarihi itibari ile feshedildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davalı işveren tarafından fesih nedeni yapılan olgularla ilgili iki ayrı bilirkişi raporu alınmış olup her iki raporun farklı değerlendirmelerde bulunması üzerine raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için üçüncü kez rapor alınmış ve alınan 18.11.2009 tarihli bilirkişi heyetince düzenlenen rapora itibarla fesih nedeni yapılan olguların ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece davacının müşterilerden maddi çıkar sağladığının ispatlanamadığı ve bankacılıkta bir kısım kredilerin tahsil edilememesi nedeni ile zarar oluşmasının beklenen bir hal olduğu gerekçesi ile feshin geçersizliğine karar verilmiş ise de; davacı hakkında yapılan soruşturmaya ilişkin belgeler ve mahkemece alınan bilirkişi raporları içeriğine göre davacının müşterilerden maddi çıkar temin ettiği ispatlanamasa da davacının usulsüz kredi kullandırmak ve bankacılık kurallarına aykırı davranmak suretiyle davalı bankayı zarara uğrattığının tespit edildiği, kaldı ki hükme esas alınan 18.11.2009 tarihli bilirkişi heyetince düzenlenen raporda da davacının eylemlerinin işveren yönünden haklı fesih nedeni olmasa bile geçerli neden teşkil edebileceğine yönelik değerlendirmede bulunulduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE,
3-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 13.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.