YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/511
KARAR NO : 2011/2807
KARAR TARİHİ : 13.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir. İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar. Somut uyuşmazlıkta, iş sözleşmesinin feshinin işçiye bildirim tarihi uyuşmazlık konusudur. Davacı taraf feshin 18.7.2008 tarihinde bildirildiğini, bu tarihte işçinin 30 günlük izne ayrıldığını iddia etmektedir. Davalı taraf ise bildirimin 8.7.2008 tarihinde yapıldığını savunmaktadır. Dosya arasında bulunan fesih bildiriminin başlık tarihi 7.7.2008’dir. Davalı tarafından sunulan bildirimde tebellüğ imzasının altında 8.7.2008, davacı tarafından sunulanda ise 18.7.2008 tarihi yer almaktadır. İkinci bildirimde 8 rakamının önüne 1 rakamının konulduğu görülebilmektedir. Her iki taraf da tahrifatı karşı tarafın yaptığını ifade etmiştir. Dosyada ayrıca işçinin izne ayrılmasına ilişkin benzer tarihleri içerir bir belge de bulunmaktadır. İşçinin çalışma süresince kullanmadığı yıllık izin sürelerinin kullandırılması fesih bildiriminin yapıldığı tarihi ve dava açma süresinin işlemesini engellemez. Bu nedenle iş sözleşmesi 8.7.2008 tarihinde ya da 18.7.2008 tarihinde feshedilmiş olsun dava hak düşürücü süre içinde açılmamıştır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30.00 yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100.00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 13/10/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.