Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/11393 E. 2013/5116 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11393
KARAR NO : 2013/5116
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Taraflar arasındaki, ücret, yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.03.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı şirkete ait Özel Veni Vidi Hastanesinde 22.06.2005 -02.04.2010 tarihleri arasında çalıştığını, işe başladığı tarihte aylık 10.000-TL taban ücret + prim alacağı yönünde davalı ile aralarında anlaşma yapıldığını, 2009 yılı sonrasında primde dahil olarak aylık 30.000 TL ücret aldığını, sigorta primlerinin SGK’ya gerçek ücreti üzerinden yatırılmaması, Temmuz/2008 – 0cak/2009 döneminde ve 0cak/2010 tarihinden itibaren ücretlerinin eksik ödenmesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini belirterek, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının ücretlerinin eksik ödendiği iddiası ile gerçekleştirdiği feshin haksız olduğunu ve sözleşmeye aykırı davranarak başka bir özel hastane ile anlaşması sebebi ile işi bırakan davacının kıdem tazminatına dair talebinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının bir başka işyerinde çalışmak amacı ile iş sözleşmesini feshettiği, bu sebeple feshin haksız olduğu kanaatine varılmış, ancak işverenin, işçinin ücretini ödediğini işçinin imzasına havi ücret bordroları veya eşdeğer belgelerle kanıtlamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının aylık ücret miktarının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasına göre, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Kanunda ücretin eklerinin neler olduğu müstakilen düzenlenmemiş olmakla birlikte, değinilen maddenin ikinci fıkrasındaki “…banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının..” ibaresi gereğince, ücretin yanı sıra prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü ödemelerin banka hesabına yatırılması öngörüldüğünden, “prim” ve “ikramiye” ücretin eki olarak 4857 sayılı Kanun’da ifadesini bulmuştur.
Prim uygulaması, bireysel ya da toplu iş sözleşmeleri ile kararlaştırılabilir. İş sözleşmesinde kararlaştırılmamış olsa dahi, işverence tek taraflı olarak düzenli şekilde yapılan prim ödemesi “işyeri şartı” niteliğindedir. Her durumda uygulamanın tek taraflı olarak işverence ortadan kaldırılması ya da azaltılması doğru değildir.
Somut uyuşmazlıkta; davacının davalıya ait işyerinde dört yıl dokuz ay onbir gün Kardiyoloji klinik şefi olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı son olarak aylık 30.000,00 TL ücret aldığını beyan etmiştir. Mahkemece: davacının aylık taban ücreti 15.000,00 TL, performansı dayalı prim ücretinin ise ayda ortalama 15.000,00 TL olarak esas alınmak sureti ile uyuşmazlık konusu ücret alacağı miktarı belirlenmiştir .
Dosya içerisine ibraz edilen ve işverenin kaşe ve imzası ile düzenlenen 09.09.2009 tarihli belge ile tanık beyanları bir arade değerlendirdiğildiğinde davacının aylık taban ücretinin 15.000,00 TL olarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davacının hak kazandığı aylık prim ücretinin belirlenmesi açısından yeterli inceleme yapılmamıştır. Gerekirse taraf tanıklarının beyanları yeniden alınarak işyerinde prim ödemesine ilişkin uygulanan esaslar belirlenmeli, davacıya uyuşmazlık konusu dönem dışında yapılan prim ödeme miktarını gösterir belgeler celp edilerek bunların ortalamasına göre davacının uyuşmazlık konusu dönemde hak kazandığı prim alacağı miktarı belirlenmelidir. Eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.