Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/11394 E. 2013/5117 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11394
KARAR NO : 2013/5117
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.03.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalıya ait işyerinde 22.11.1995-20.06.2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini evlilik haklı sebebine dayalı sonlandırdığını, işyerinde fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığını, bu çalışma karşılığı ücret alacaklarının ödenmediğini yıllık izinlerinin kullandırılmadığı, ileri sürerek, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının istifa ederek işten ayrılmak istediğini, kıdem tazminatı talebinin davalı işveren tarafından reddedilmesi üzerine, muvazaalı şekilde evlilik yaparak işten ayrıldığını, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışılmadığını, davacının hak kazandığı yıllık izin ücretlerinin ödendiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir .
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu, davacının fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma iddiasını tanık beyanları ile ispatladığı, hak kazandığı yıllık izinlerinin kullandırıldığına ilişkin delil sunulmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir .
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda, işyerinde günlük çalışmanın hangi saatleri arasında gerçekleştiği yönünde davacı tanıklarının ayrıntılı beyanları alınmamıştır. Davalı tanıkları ise işyerinde haftada kırkbeş saat çalışıldığını, ameliyat olduğu takdirde mesai saatleri dışında bir – iki saat daha çalışıldığı beyan etmişlerdir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının haftanın her günü mesai saatleri sonrasında ameliyata katıldığı ve günlük iki saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek, fazla çalışma ücreti hesaplamıştır. Ancak davalı tanık beyanlarından, davacının hafta içi her gün ameliyata katıldığı ve normal çalışma süresi dışında iki saat daha çalışma yaptığı gibi bir sonuç çıkmamaktadır. Mahkemece, davacı ve davalı tanıkları yeniden dilenerek, haftada kaç defa normal çalışma saatleri sonrasında ameliyata girdiği belirlenmeli ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme dayalı hüküm kurulması hatalıdır.
3-Taraflar arasında ki diğer uyuşmazlık noktası ise, işçilik alacaklarının zaman aşımına uğrayıp uğramadığı konusundadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı sebeplerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı
tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Bu sebeple zaman aşımı def’i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zaman aşımı def’i de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder.
Somut olayda; dava konusu alacaklar 19.03.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile arttırılmıştır. Davalı vekili ıslah ile arttırılan miktarlara ilişkin süresi içerisinde zaman aşımı def’i ileri sürmüştür. Fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma karşılığı ücret alacaklarının ıslah ile arttırılan miktarları yönünden zaman aşımı define ilişkin değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulması hatalı olup, bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.
4-Ayrıca, dosya içerisine sunulan belgelerin incelenmesinde, bakiye yıllık izin alacağına ilişkin davacıya 24.06.2011 tarihinde 534,06 TL ödemeye yapıldığı görülmektedir. Yıllık izin ücret alacağının, yapılan bu ödeme miktarı mahsup edilmeksizin belirlenmesi de hatalı olup kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.