Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/11397 E. 2013/5120 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11397
KARAR NO : 2013/5120
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Taraflar arasındaki, ücret alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.03.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat….. ile karşı taraf adına Avukat….. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalıya ait işyerinde 15.10.2006 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesi çalışmaya başladığını, sözleşmede aylık net ücretinin 5.500,00 TL olarak belirlendiğini ve sözleşme süresinin bir yıl olarak düzenlenmiş olduğunu, iş sözleşmesinin 19.06.2007 tarihinde davalı işveren tarafından haksız feshedildiğini, Haziran ayına ait ondokuz günlük ücretine ilişkin ödeme yapılmadığını ve belirli süreli iş sözleşmesinin süre bitiminden önce haksız feshi sebebiyle bakiye süre ücret alacağına hak kazandığını ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 27.10.2006 tarihinden itibaren müvekkiline ait otelde işletme ve pazarlama müdürü olarak çalışmaya başladığını, davacının yetkili olmamasına rağmen şirket adına Atlas Turistik Ltd. Şti. (Touristica Seyahat Acentası) ile 09.03.2007 tarihinde tur operatörü kontenjan sözleşmesi imzaladığını ve bu sözlemede şirkete ait otel için belirlediği fiyatların eşdeğer otellerin rayiç fiyatlarının çok altında kaldığını, bu sebeple ilgili firma ile aralarında anlaşılmazlık doğduğunu ve durumun ilgili acentaya ilave imkanlar sağlanmak sureti ile çözülebildiğini, davacının şirketi itibar kaybına ve aynı zamanda maddi zarara uğrattığını, bahsi geçen bu sözleşmeden davalı şirketin 15.06.2007 tarihinde haberdar olduğunu ve davacının iş sözleşmesinin bu sebeple 18.06.2007 tarihinde haklı sebeple feshedildiğini, davacının 5.500,00 TL net ücret aldığı ve bunun sözleşme ile belirlendiği iddiasının geçersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının Atlas Turistik Ltd. Şti. (Touristica Seyahat Acentası) ile 09.03.2007 tarihinde imzaladığı tur operatörü kontenjan sözleşmesinden, davalı şirket icra kurulu başkanının 06.06.2007 tarihinde haberdar olduğu, bu hususun sözleşmenin tarafıolan acentaya yazılan yazı içeriğinden anlaşıldığı, 06.06.2007 tarihinden itibaren altı iş günlük hak düşürücü süre içerisinde davacının iş sözleşmesinin feshi gerekirken 19.06.2007 tarihinde iş sözleşmesinin feshedilmiş olması sebebi ile feshin haklı kabul edilmeyeceği, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olması ve davalı işveren tarafından süre bitiminden önce haklı sebebe dayanılmaksızın feshedilmesi sebebi ile davacının bakiye süre ücret alacağına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık ; davacının davalı işverene ait işyerinde belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışıp çalışmadığı ve belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce feshi sebebi ile bakiye süreye ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 325. maddesinde, “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmaya mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir ” şeklinde kurala yer verilerek işçinin kalan süre ücretini talep hakkı olduğu belirtilmiştir. Bakiye süre ücretinin istenebilmesi için, iş sözleşmesinin belirli sürele olması ve haklı bir sebep bulunmaksızın işverence feshedilmiş olması gerekir.
Belirli süreli iş sözleşmesinden söz edilebilmesi için sözleşmenin açık veya örtülü olarak süreye bağlanması ve bunun için objektif sebeplerin varlığı gerekir.
818 sayılı Kanun’un 338. maddesinde, “Hizmet akdi, muayyen bir müddet için yapılmış yahut böyle bir müddet işin maksut olan gayesinden anlaşılmakta bulunmuş ise, hilafı mukavele edilmiş olmadıkça feshi ihbara hacet olmaksızın bu müddetin müruriyle, akit nihayet bulur” kuralı mevcuttur. Anılan hükme göre tarafların belirli süreli iş sözleşmesi yapma konusunda iradelerinin birleşmesi yeterli görüldüğü halde, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesinde “İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar” şeklindeki düzenleme ile Borçlar Kanunundaki düzenlemenin aksine iş ilişkisinin süreye bağlı olarak yapılmadığı hallerde sözleşmenin belirsiz süreli sayılacağı vurgulanarak ana kural ortaya konulmuştur.
Yapılan işin niteliği belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için önem arz etmektedir. Belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilecektir.
Somut olayda; taraflar arasındaki 15.10.2006 tarihli iş sözleşmesi her ne kadar belirli süreli olduğu belirtilerek ve bir yıl süre ile geçerli olacağı gösterilmek sureti ile imzalanmış ise de, davacının işletme ve pazarlama müdürü olarak görev yaptığı, davalıya ait Pine Beach Clup ile ilgili tanıtım, satış, pazarlama faaliyetin yürütmekle görevli olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının görevi dikkate alındığında, taraflar arasında iş sözleşmesinin belirli süreli olarak yapılmasını gerektirir, belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif şartlar bulunmamaktadır. Bu sebeple taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirsiz süreli olarak kabul edilmesi gerekir. Taraflar arasında belirli süreli süreli iş sözleşmesi bulunmadığından, davacının bakiye süre ücret alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.
2-Kabule göre ise, iş sözleşmesinin hak düşürücü süre içinde feshedilip feshedilmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı Kanun’un 26. maddesinde, fesih sebebinin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe sebep olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı şirketin icra kurulu başkanın 06.06.2007 tarihinde davacının yetkisini aşarak ve şirketi zarar sokacak nitelikte sözleşme imzaladığına muttali olduğu, bu huşunun dava dışı Touristica Acentasının 17.06.2007 tarihli yazısı içeriğinden anlaşıldığı ve davacının iş sözleşmesinin 19.06.2007 tarihinde feshedilmiş olması sebebi ile altı günlük hak düşürücü süreye uyulmadığı kabul edilmişse de, karara esas alınan Touristica Acentasının 17.06.2007 tarihli yazısının ekinde icra kurul başkanı tarafından düzenlenen ilgili belgenin bulunduğu ve bu belgenin 16.06.2007 tarihini taşıdığı anlaşılmaktadır. Dava dışı Touristica Acentasının 17.06.2007 tarihli cevabı yazısının içeriğinde bu belgenin tarihinin sehven 06.06.2007 olarak gösterdiği her iki yazı içeriği ile sabittir. Davacının iş sözleşmesi 19.06.2007 tarihinde feshedilmiş olup, mahkemenin 4857 sayılı Kanun’un 26. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içerisinde feshin gerçekleşmediğine ilişkin kabulü de hatalıdır.
3-Ayrıca; hükme esas alman bilirkişi raporunda, davacının 2007 Haziran ayı ondokuz günlük ücret alacağı, işveren tarafından yapılan ödeme düşüldükten sonra 2.698,14 TL olarak belirlenmiş olmasına rağmen, mahkemece bu talep yönünden 3.300,00 TL ye hükmedilme de isabetsiz olup bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.