Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/12598 E. 2013/17144 K. 11.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12598
KARAR NO : 2013/17144
KARAR TARİHİ : 11.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, kötüniyet tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, 2004 Haziran ayına ilişkin ücreti, prim ve ikramiyeden doğan alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalıya ait işyerinde 01.05.1999 tarihinden 29.06.2004 tarihine kadar genel müdür olarak görev yaptığını, davalı tarafından iş sözleşmesinin 29.06.2004 tarihinde nedensiz olarak sona erdirildiğini, çalışma süresi boyunca aylık ücretin 3.000 TL olduğunu ve ayrıca her yıl 4 maaş tutarında ikramiye aldığını, kıdem tazminatı ve kötüniyet tazminatı haklarının doğduğunu, 2004 yılı Haziran ayı ücretinden 2.800,00 TL bakiye ücret alacağının bulunduğunu, yıllık izinlerini kullanmadığını, şirket yönetim kurulunun 05.03.2004 tarih ve 2004/4 sayılı kararlarının 2. maddesi gereğince 36.000,00 TL prim alacağının mevcut olduğunu, bu miktarın Noter aracılığı ile yapılan ihtarnamede talep edildiğini ve ödenmemesi üzerine İstanbul 5. İş Mahkemesinde dava açıldığını, bilirkişi raporunun lehte olması üzerine davalı şirketin sulh ve anlaşma teklifinde bulunduğunu, haricen yapılan görüşmelerde toplam 44.527,79 TL ödeme yapmayı kabul ettiğini, 19.03.2007 tarihinde bu davaya mahsuben 10.000,00 TL’sı makbuz karşılığında ödeme yapıldığını, kendileri tarafından davanın müracaata bırakıldığını, davalı şirketin bakiye tutarı ödemediği gibi şirketin %99 hissesine sahip olan Beşiktaş Belediyesine davacı aleyhine 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/135 Esas no.lu dosyası ile 43.899,96TL alacak davası açtırdığını, davanın açılmasının nedeninin kendisinin iş hukukundan kaynaklanan hak ve alacaklarından vazgeçmesine yönelik baskı uygulamak olduğunu, davalı şirketin anlaşmaya uymaması nedeniyle dava açmak zorunda kaldığını belirterek kıdem tazminatı, kötüniyet tazminatı, izin ücreti alacağı, 2004 yılı Haziran ayı ücreti, prim ve ikramiyeden doğan alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının davalı şirkette yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını, yönetim kurulu üyesi ile ortaklık arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğunu, yönetim kurulu üyesinin bu sıfatla ifa ettiği görevinin dışında kendisine verilen başka ünvanlar için kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, anonim ortaklığın temsilcisi olan yönetim kurulunun ortaklığa ait işletmenin sahibi niteliğinde olduğunu, BK 386/II uyarınca bir hukuki ilişkinin diğer sözleşme türlerinden birinin nitelik ve unsurlarını taşımazsa onu bir vekalet ilişkisi olarak kabul etmek gerektiğini, bu nedenle davanın iş mahkemesinde sonuçlandırılması olanağının bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerine ve denetçilere verilen huzur hakkı ve ücret alacağının iş kanunundan doğan bir ücret olmadığı gibi, A.Ş. Yönetim Kurulu üyesinin bu sıfatla ifa ettiği görev dışında kendisine verilen ünvanlar nedeniyle ihbar ve kıdem tazminatı talep edemeyeceğini, davacının yaptığı işleri işveren sıfatı ile gerçekleştirdiğini, davacının şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığını, 01.01.1999 tarihinde yönetim kurulu başkanı ve murahhas üye seçildiğini bu görev süresinin 25.06.2004 tarihinde yapılan genel kurul sonucu sona erdiğini,davacının Beşiktaş Belediyesinde görevli bir devlet memuru olduğunu, Yönetim Kurulu üyeliğine Belediyeyi temsilen geldiğini, Belediye’de çalışması için kendisine ücret ve hak edişlerinin ödendiğini, davacının prim talabine dayanak olarak gösterdiği 05.03.2004 tarihli 2004/4 sayılı Yönetim Kurulu Kararının 15.07.2004 tarihli 2004/17 sayılı başka bir yönetim kurulu kararı ile iptal edildiğini, davacının iddialarının asılsız olduğu gibi ayrıca zamanaşımı itirazlarının olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının memur olarak belediyede çalışmakta iken 01.05.1999 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile belediyenin %99 hisse sahibi olduğu davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve murahhas üyeliğine seçildiği ve 2003 yılında yapılan olağan genel kurul toplantısında 25.06.2004 tarihinde Yönetim Kurulu üyeliği ve Yönetim Kurulu başkanlığı görevine son verildiği, davacının ise İstanbul 5 iş mahkemesinde 2004/884 esas sayılı dosya ile bu dönemdeki çalışmalarına ilişkin alacak taleplerinin tahsili istemi ile açtığı davayı takip etmemesi nedeni ile 20.03.2007 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği hususlarının tartışmasız olduğu, davacının davalı şirket Yönetim Kurulu murahhas üyesi ve başkanlığı yaptığı döneme ilişkin alacakları nedeni ile 10.000,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemeye ilişkin 19.03.2007 tarihli makbuz içeriğinde belirtilen miktarın aldığına ilişkin ibare olduğu ve taraflar arasında düzenlenmiş herhangi bir sulh sözleşmesi bulunmadığı, taraflar arasında devam eden İstanbul 5. İş Mahkemesinin 2004/884 sayılı dosyasından talep edilen alacaklara mahsuben 19.03.2007 tarihinde davalı şirket tarafından davacıya yapıldığı anlaşılan ödeme ile makbuz içeriğindeki ifadelerden kısmi borca işaret edildiği ve bir borç ikrarının bulunduğu, Borçlar Kanunu 133. maddesine göre borç ikrarının varlığının zamanaşımını kestiği ve makbuz tarihi olan 19.03.2007 tarihinden itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin başladığı ve alacak talebinin zamanaşımına uğramadığı, davacının davalı şirket Yönetim Kurulu başkanlığı görevini 01.05.1999-25.06.2004 tarihleri arasında aylık net 3.000 TL ücretle yürüttüğü, yeni Yönetim Kurulu üyelerinin seçilmesi nedeni ile buradaki görevine son verildiği, davacının bu çalışmaları hizmeti karşılığı bilirkişi tarafından belirlenen miktarda kıdem tazminatı alacağının bulunduğu, yasal yıllık izinlerinin kullanıldığının işveren tarafından ispat edilemediği, diğer taraftan iş güvencesinden yararlanan davacının kötü niyet tazminat talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı avukatları tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının memur olarak belediyede çalışmakta iken Yönetim Kurulu’nun 01.05.1999 tarihli kararı ile Belediyenin %99 hissesine sahip olduğu davalı şirket Yönetim Kurulu Başkanlığı ve murahhas üyeliğine seçilmesine karar verildiği, 11.05.1999 tarih ve 1999/11 no.lu kararla yapılan olağanüstü Genel Kurul toplantısında davacının şirket Yönetim Kurulu Başkanlığı ve murahhas üyeliğine tekrar seçildiği, 22.08.2000 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 23.06.2000 tarih ve 2000/29 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile davacının Yönetim Kurulu başkanı, Murahhas üye ve Genel Müdür olarak seçildiği, yine davalı şirketin 25.06.2004 tarihli 2003 yılı Olağan Genel Kurulu toplantısında ise davacının Yönetim Kurulu üyeligi ve Genel Müdürlük görevinin sona erdirildiği anlaşılmaktadır.
Davacının, davalı şirkette Genel Müdür ve Murahhas aza olarak görev yaptığı dikkate alındığında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 4857 sayılı İş Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce de, alt işverenin işyerinin asıl işveren ait işyerinden bağımsız olduğu sonucuna varmıştır Yönetim Kurulu üyesi ile ortaklık arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğu ayrıca Yönetim Kurulu üyesinin sorumluluğunun TTK.’da özel olarak düzenlendiği ve mutlak ticari dava olan bu davalara Ticaret Mahkemesi tarafından bakılması gerektiği sonucuna varmıştır. (H.G.K:nun 02.02.2003 gün ve 2003 / 9-82 E. – 65 K. ve HGK 07.07.2010 gün ve 2010/9-328 E.- 2010/370 K.sayılı ilamları)
Somut olayda davacının, davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşılmaktadır. Davanın, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu Şirkete karşı açıldığı dikkate alındığında Ticaret Mahkemesi görevli olacağından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.