YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17433
KARAR NO : 2012/23604
KARAR TARİHİ : 19.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi (Beyoğlu 1. İş Mahkemesi)
DAVA : Davacı, borçlu olmadığının tespiti ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılması ve icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, kesinleşmiş Beyoğlu 2. İş Mahkemesinin 2009/221 esas-2009/175 karar sayılı kararı dolayısıyla, teminatsız olarak bu uygun görülmez ise mahkemenin uygun göreceği miktarda teminat mektubu karşılığında olmak üzere, anılan mahkeme kararına dayanak tespit kararları ile ilgili olarak icra takibi yapılmaması, yapılmış icra takibi bulunması durumunda bunların durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahsup sonrası bakiye olarak alacaklı bulunulan kıdem ve ihbar tazminatının iadesine yönelik hukuki müracaat haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren, davacının tutumları nedeni ile işe iadenin gerçekleşmediğini müvekkilinin kıdem gibi alacak haklarının bulunduğunu, yapılan icra takibinin mahkeme kararı ile durduğunu savunarak davanın reddi ile yüzde kırk inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş ise iade kararı üzerine davacı davalıyı ihtarname ile işe başlatmak için davet gönderdiği, alınan bilirkişi raporunda da anlaşılacağı üzere davacının davalıyı işe davet etmekteki gerçek amacının işe başlama olmayıp mahkemece belirlenen tazminat ve ücretlerden kurtulmayı amaçladığı, tanık anlatımları, davalıya önerilen iş ve iş şartları daha önce yapmış olduğu görevle ilgili olmadığının anlaşıldığı davacı tarafından davalıya mahkeme kararındaki tazminatların bir miktarını ödemeyi de teklif ettiği davacının davalıya borçlu olmadığına ilişkin istemin samimi olmadığı ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı ve davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taraf vekillerinin hazır bulunduğu oturumda tefhim edilen kısa kararda, ” davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın reddine” karar verildiği halde ; sonradan yazılan gerekçeli kararda “Davacı tarafından davalı aleyhine açılan dava ile Beyoğlu 2.İş Mahkemesinin 2009/221 esas ve 2009/775 sayılı kesinleşmiş kararı ile borçlu olmadığının tespitine ilişkin açmış olduğu davanın reddine ” karar verilerek kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşmuştur. Salt bu aykırılık 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre bozmayı gerektirir.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294, 297 ve 298. maddelerinin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.