Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/17458 E. 2012/22580 K. 12.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17458
KARAR NO : 2012/22580
KARAR TARİHİ : 12.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ücret, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Mahkemece, kısa kararın davacının yüzüne karşı 05.10.2010 tarihinde verildiği, gerekçeli kararın davacıya 19.10.2010 tarihinde tebliğ edildiği, davacının kararı 25.10.2010 tarihinde temyiz ettiği, tebliğ tarihine göre süresinde görülen temyiz, tefhim tarihine göre süresinde değilse de, mahkemece kısa kararda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, hangi taleplerin kabul, hangi taleplerin reddedildiğinin belirtilmediği, davacıya yapılan tefhimin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığı anlaşılmış olup, davacının temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili müvekkilinin davalı şirkette 12.04.2005-30.09.2006 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın feshedilmesi üzerine açtığı işe iade davasında mahkemece feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verildiğini; kesinleşen karar üzerine, işe iade başvurusu yapmasına rağmen, işe başlatılmadığını, davalı işverence, davacı adına 7.550,00 TL’nin banka hesabına yatırıldığını, yapılan ödemenin, davacının sekiz aylık ücreti karşılığı olmayıp eksik olduğunu; ödenmesi gereken bakiye kıdem tazminatı ve dört aylık brüt ücret tutarında tazminat ile sosyal yardımlar ve faizlerinin ödenmediğini belirterek ücret, fazla mesai, ihbar ve kıdem tazminatı ile bakiye boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının işe iadesi hakkındaki mahkeme kararının kesinleşmesini müteakip 20.11.2008-35133 sayılı ihtarname ile davalı şirketten talepte bulunduğunu, işe alınması mümkün olmadığından, mahkeme kararı ile belirlenen alacaklarının ihtarnamede bildirilen banka hesabına yatırıldığını, ödeme yapılırken, davacının imzalı bordrolardaki kayıtlarının esas alındığını; davacının iş sözleşmesi feshedildiğinde 30.09.2006 tarihli yazı ile ücret ve kıdem tazminatlarını almak üzere muhasebeye başvurması gerektiğinin bildirilmiş olduğunu; muhasebeye başvuruda bulunmaması üzerine söz konusu alacakların … kanalı ile adresine gönderildiğini; ancak yapılan tebliğe karşın gönderilen meblağı yine almadığını, bu işlemlere rağmen, bu kez en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte ödeme yapılmasını talep etmesinin haksız ve iyiniyet kurallarına aykırı bir davranış olduğunu, fazla çalışma yaptığı günlerin bordrolara intikal ettirilerek imza karşılığı ödeme yapıldığını, ödenmeyen hiçbir alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline, diğer alacak istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davacı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir,
2-Taraflar arasında işçi ücretlerinin ödenmesi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 37. maddesine göre, işçiye ücretinin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut olayda, işverence davacıya 20.10.2006 tarihinde 2.398,00 TL ücret alacağının … kanalıyla havale edildiği, …’nin 26.02.2007 tarihli yazısında; davacının havaleyi almadığı ve müracatı halinde göndericiye ödeneceğinin belirtildiği, bu durumun tarafların kabulünde olduğunun anlaşılmasına göre işçinin ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu tartışmasız hale gelmiştir. Davalı bu ücreti ödendiğine dair bir belgeyi de sunmadığına göre, ücret alacağı talebinin kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.