YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20299
KARAR NO : 2013/16507
KARAR TARİHİ : 04.07.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, ihbar tazminatı ve iş sözleşmesinden kaynaklanan tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı tarafından temyiz edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalının 11.08.2008 tarihinden istifa ettiği 03.02.2010 tarihine kadar müvekkili şirketin sahip olduğu kolejde matematik öğretmeni olarak çalıştığını, 03.02.2010 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, bu istifanın aralarında imzalanan sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu belirterek müvekkilinin ihbar tazminatı ve iş sözleşmesinin 7/k maddesine dayanan tazminat alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, işe girmeden önce akademik kariyer planlayan bir kişi olduğunu, her ne kadar sözleşme bir yıllık ise de yıl içinde ayrılması gerektiğinde yerine birinin bulunması şartı ile her zaman işten ayrılabileceği konusunda işveren ile görüştüğünü, İstanbul Üniversitesinde açılan sınavı kazanması üzerine istifa etmek durumunda kaldığını, iş sözleşmesinin 7/k bendindeki düzenlemenin hukukun emredici kurallarına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalının niteliği gereği belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmakta iken sözleşmeyi süresi bitiminden önce 03.02.2010 tarihli istifa dilekçesi ile sona erdirdiği, özel okul öğretmenlerinin en az bir takvim yılı süreli belirli iş sözleşmeleri ile çalışmalarının kanuni zorunluluk olup, bu sözleşmenin birden fazla yenilenmesi halinde dahi belirsiz süreli hale dönüşmeyeceği, 4857 sayılı İş Kanununun 17. maddesinde düzenlenen ihbar tazminatının belirsiz süreli iş sözleşmeleri için ön görüldüğü, bu sebeple davacının ihbar tazminatı talep hakkı olmayacağı, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 7/k maddesindeki düzenlemenin işvereni zararının tazminine yönelik bir cezai şart düzenlemesi olduğu ve geçerli bulunduğu, zira belirli süreli iş sözleşmesinin işverence haksız feshi halinde işçinin bakiye süreye ilişkin ücret alacağını BK 325. maddesine göre talep edebileceği gerekçesiyle ihbar tazminatı isteğinin reddine, cezai şart alacağının ise çalışılan ve kalan süre dikkate alınarak davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesinin 7/k maddesinde düzenlenen cezai şart hükmünün geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İş sözleşmesinin bu maddesinde, “öğretmen, okulun öğretime açıldığı tarihten, yaz tatilinin bitimi tarihine kadar geçecek süre içinde (resmi göreve atanmak, başka bir özel okul veya işe girmek, istifa vermek, izinsiz olarak görevine devam etmeyip istifa etmiş sayılmak vb gibi) sebeplerle görevinden ayrıldığı takdirde, ayrıldığı tarihten sözleşmenin sonuna kadar alacağı ücreti işverene tazminat olarak peşinen ödemeyi kabul ve taahhüt eder” ifadesi yer almaktadır. Dairemizin yerleşik uygulaması, iş sözleşmesi kurulurken işçi aleyhine getirilen tek taraflı cezai şart koşulunun geçerli sayılamayacağı yönündedir. Mahkeme gerekçesinin aksine, Borçlar Kanunu’nun 325.maddesindeki bakiye süre ücreti düzenlemesi işçi yönünden getirilmiş olup, cezai şartta karşılık olarak değerlendirilemez. Cezai şart talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hatalı gerekçe ile kabulü yoluna gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.