Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/21097 E. 2013/9338 K. 02.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/21097
KARAR NO : 2013/9338
KARAR TARİHİ : 02.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, senelik ücretli izin, fazla çalışma, haftasonu çalışma, genel tatil ile ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş ve davalı avukatınca da duruşma talep edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin, ikramiye, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı davacının aynı belediye sınırları içinde başka yere görevlendirilince işi kendisinin bıraktığını alacaklarının zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddine karar karar verilmesi gerektiğini istemiştir.
Mahkemece davacının istemleri konusunda ek bilirkişi raporundaki hesaplamalar göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı temyizi yönünden;
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda davalı tarafın rapordan sonra sunduğu imzalı ücret bordrolarında bir kısım fazla mesai ücretlerinin ödendiğinin görüldüğü ve alınan ek raporda bu ödemlerin toplamı belirlenen fazla mesai alacağından düşülerek hesaplama yapıldığı halde mahkemece bir gerekçe gösterilmeden fazla mesai ödemesi yapılan ayları da içine alan önceki rapora göre karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca davacının, fazla mesai ödemesi yapılan aylar için; yapılan ödemeden daha fazla çalıştığını yazılı delille ispat edemediği durumda ödeme yapılan bu aylar dışlanarak fazla mesainin belirlenmesi konusunda alınacak ek raporla sonuca gidilmesi gerekir.
3-Davacı temyizi yönünden;
Hizmet cetveline göre davacının işe girişi 16.6.1998 tarihi olduğu ve davacının bu tarihten itibaren davalı iş yerinde çalıştığı kabul edilerek alacakların hesaplanması gerekirken taahhütnamedeki 19.08.1999 tarihi dikkate alınarak hesaplama yapılması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.