Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/22269 E. 2013/9287 K. 30.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22269
KARAR NO : 2013/9287
KARAR TARİHİ : 30.04.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, ücret alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin işverence haklı neden olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, aylık ücret ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin devamsızlık haklı nedeniyle feshedildiğini beyanla, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı işçinin aylık ücret alacaklarının ödenip ödenmediği, işverenin ücret kesintilerinde haklı olup olmadığı ve işverenin takas-mahsup talebinin değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 37. maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığıyla yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence delillerinde dayanılmış olması kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, dava dilekçesinde, işçi ücretinin asgari ücret tutarındaki kısmından, işverence haksız kesintiler yapılarak, aylık sabit ücret alacağının ödenmediği iddia edilmiştir. Davalı vekilince, davacının sefere çıktığında yakıt, araç, gümrük ve sair masrafları için avans aldığı, sefer dönüşünde belgelendirilmeyen harcamaların işçinin ücretinden kesildiği, bakiye kısmının banka aracılığıyla ödendiği savunulmuştur. Mahkemece, davacının tüm çalışma süresi boyunca, ücretinin asgari ücret kısmının ödenmediği kabul edilerek, anılan alacak hüküm altına alınmış ise de, banka hesap dökümlerinin celp edilip incelenmemesi hatalıdır.
Diğer taraftan, işyeri kayıtları arasında sunulan, işçi imzalı avans makbuzlarından işçiye değişen miktarlarda yol avansı adı altında ödemelerinin yapıldığı; bir kısım sefer harcamalarına ilişkin çizelgelerin incelenmesinden ise, işçiye ödenen avanslardan, 500,00 Euro “harcırah” adı altında gösterilen sefer primi dışındaki kısımlar bakımından, usulünce harcanıp harcanmadığının denetlendiği, işçinin avanstan kaynaklanan borç durumunun tespit edildiği, işçi tarafından da imzalandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece anılan belgelerin incelemeye tabi tutulmayarak, davalı işverenin ücret kesintisinde haklı olduğu yönündeki savunmasının ve takas-mahsup def’inin değerlendirilmemesi bir diğer hatalı yöndür.
Anılan nedenlerle, öncelikle davacı taraftan işyeri kayıtlarına karşı beyanları sorulmalı, celp edilecek banka hesap dökümleri ve yukarıda açıklanan dosya kapsamındaki belgeler bir değerlendirmeye tabi tutularak, işverenin takas-mahsup def’inin de tartışılarak, hüküm altına alınan alacaklar bakımından bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.