Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/23729 E. 2013/12568 K. 28.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23729
KARAR NO : 2013/12568
KARAR TARİHİ : 28.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin, bayram ve genel tatil, fazla mesai ile hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalılara ait iş yerinde 19.12.2006-28.06.2010 tarihleri arasında çalıştığını, hak kazandığı fazla çalışma, hafta tatil ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacaklarının ödenmemesi nedeni ile iş sözleşmesini haklı sebebe dayalı feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık haklı sebebine dayalı feshedildiğini ve ödenmemiş işçilik alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücret miktarı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 818 sayılı Borçlar Kanunun 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek
ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, iş yerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, iş yerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı asgari ücret ve konteyner başına 20 TL prim karşılığı çalıştığını ve günde ortalama 5 konteyner taşıdığını ileri sürmektedir. Davalı ise işçinin asgari ücret ile çalıştığını iş yerinde prim uygulaması bulunmadığını savunmuştur. İşçi sendikasından yapılan araştırma sonucunda, emsal ücretin aylık net 1.300,00 TL olduğu bildirilmiştir. Davalı tanıklarının ücret ilişkin beyanları alınmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal ücret araştırması sonucu esas alarak, davacının aylık net 1.300,00 TL kabul edilmiş ise de, emsal ücrete ilişkin yapılan araştırma yetersizdir. Öncelikle iş yerinde prim uygulaması bulunup bulunmadığı hususunda davalı tanıklarının da beyanları alınmalı, emsal nitelikteki iş yerlerinde konteyner başına ödenen prim miktarı ilgili kuruluşlardan araştırılarak belirlenmeli ve iş yerindeki çalışma düzenine göre davacının günlük taşıdığı konteyner sayısı da dikkate alınarak sonucuna göre aylık ücret miktarı tespit edilmelidir. Eksik incelemeye dayalı karar verilmesi isabetsizdir.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma iddiasının ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle iş yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, bu çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.
Somut olayda, davacının 2006-2010 yılları arasında gerçekleşen tüm hizmet süresi boyunca, haftada beş gün, günde oniki saat çalıştığı ve birbuçuk saat ara dinlenme yaptığı kabul edilerek fazla çalışma ücret alacağı hüküm altına alınmıştır. Davacı, dava dilekçesi ile 08.06.2010 ve 28.06.2010 tarihli ihtarnamelerinde, 2010 yılının Mart ayı sonrasında günlük 12-13 saatlik çalışmayı gerektirecek bir hatta görevlendirilerek çalışma koşullarının ağırlaştırıldığını ileri sürmektedir. Davacının bu beyanı ile, 2010 yılı Mart ayı öncesinde günde oniki saatten az çalıştığı sabittir. Bu durumda, öncelikle davacı isticvap edilerek 2010 yılı Mart ayından önceki günlük çalışma süresine ilişkin iddiası belirlenmeli ve gerekirse tanıkların bu husustaki beyanları yeniden tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Karar bu yönü ile de eksik incelemeye dayalı olduğundan bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.