Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/24001 E. 2013/14257 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24001
KARAR NO : 2013/14257
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve fazla mesai ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

1- Davacı vekili kararı süresi içinde temyiz etmiş, davalı tarafa bu temyizin tebliği üzerine davalı vekili hükmü 16.8.2012 tarihinde katılma yoluyla temyiz etmiştir. Mahkemece 28.8.2012 tarihli ek karar ile davalı vekilinin temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar tesis edilmiştir. İş mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulması İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu kanında katılma yoluyla temyize ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak aynı kanunun 15. maddesi, İş Mahkemeleri Kanununda açıklık bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun uygulanacağını düzenlemektedir. Bu açık atıf nedeniyle usul kanunundaki hükümlerin aynen uygulanması gerekeceğinden, temyiz dilekçesinin hükmü veren mahkeme aracılığıyla karşı tarafa tebliğ edileceğine, tebliğ tarihinden itibaren karşı tarafın cevap verebileceğine ve cevap veren tarafın evvelce süresinde temyiz etmemiş olsa dahi cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarının bildirerek temyiz isteğinde bulunabileceğine dair usul kuralının aynın uygulanması gerekir. Açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine ilişkin verilen ek karar tesisi hatalı olup, 28.8.2012 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Davalı temyizine gelince; davacının şahsi sicil dosyasında yer alan ücretsiz izin kullandığına ilişkin belgeler ve davalı savunmasında yer alan diğer belgeler getirtilip bir değerlendirmeye tabi tutulmak suretiyle kıdem süresinin hesaplanmasında dikkate alınmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 13.6.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

İş Mahkemeleri Kanunu özel bir yasa olup temyiz hakkı ve süresi konusunda özel olarak düzenlemede bulunmuştur. Her ne kadar İş Mahkemeleri Kanununun 15. Maddesinde “bu kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uygulanır” denilmiş ise de belirtilen alanda özel düzenleme getirildiğinden az önce metni alınan 15. Madde hükmünün iş davalarına uygulama yeri yoktur. Aksi görüş kabul edildiği takdirde şu sakıncalar ortaya çıkacaktır: Kararın her iki tarafın yüzüne karşı verildiğini kabul edelim. Esas kararın temyiz hakkının kullanılması için tebliği gerekmediği halde, temyiz etmeyen tarafa Usulün değişik 433/2. maddesi uyarınca kararı temyiz edip etmeyeceğini belirlenmesi için temyiz dilekçesinin tebliği gerekecektir. Bunun ise İş Mahkemelerinde görülen davalara egemen bulunan çabukluk, kolaylık ve ucuzluk ilkelerine ne kadar ters düştüğünü açıklamaya gerek yoktur. Diğer taraftan esas kararın temyizi için 8 günlük süre olduğu halde 5521 sayılı yasanın 8. maddesiyle bağdaşmayacak biçimde Usulün 433/2. Maddesi ile 10 günlük temyiz süresinin kabulü sonucu doğacaktır. Karma bir sistemin benimsenmesi yolundaki görüş ise kanun koyucunun yetki alanına giren yasa hükümlerini değiştirme anlamını taşır. Bu nedenlerle iş mahkemelerinden verilen kararların temyizi konusunda İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi ile getirdiği özel hüküm karşısında Usulün 2494 sayılı Yasa ile değişik 433. maddesinin uygulama yeri yoktur. Bu durum karşısında davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteğinin reddine karar verilmek gerekir görüşündeyim.