YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24254
KARAR NO : 2013/15514
KARAR TARİHİ : 25.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kira bedeli, prim ve ücret alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalılar avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılar adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin davalılara ait tıp merkezinde uzman doktor olarak görev yaptığını, aylık ücret ve prim alacaklarının ödenmediğini, ayrıca davalılar ile arasında davacıya ait ultrason cihazının aylık 750,00 TL bedelle kiralanmasına dair anlaşma yapıldığını, kira alacakların da ödenmediğini beyanla, aylık ücret, prim ve kira alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkillerinden davalı … Hiz. Ltd Şti’ye ait işyerinde çalıştığını, diğer davalıların bu şirketin yetkilisi olduğunu, şirket yetkililerine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının ödenmeyen işçilik alacağının bulunmadığını, davacıdan ultrason cihazı kiralanmadığını, iş sözleşmesinde de bu yönde bir hüküm bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirket yönünden yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, davalılar … ve … yönünden açılan davanın atiye terk nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta öncelikle dikkate alınması gereken husus, davacının kira alacağı talebine yönelik uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir.
Dava dilekçesinde bir kısım işçilik alacaklarının yanı sıra davacıya ait ultrason cihazının, aylık 750,00 TL bedelle davalılara kiralanması hususunda anlaşma sağlandığı, sekiz aylık kira bedelinin ödenmediği iddia edilerek kira alacağı talep edilmiştir. Somut olayın özelliğine göre, kira alacağına yönelik taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesine veya İş Kanununa dayanan bir hak iddiasından kaynaklanmamaktadır. O halde bu talebe yönelik uyuşmazlığın çözümünde, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre iş mahkemeleri görevli değildir. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin, bu talep bakımından davaya iş mahkemesi sıfatıyla bakılması hatalıdır. Anılan nedenle, kira alacağı yönünden dava tefrik edilerek, bu talep bakımından davaya genel mahkeme sıfatıyla bakılmalıdır.
3- Gerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda davanın atiye bırakılması şeklinde bir kavrama yer verilmemiştir. Davanın atiye bırakılması ifadesinden anlaşılması gereken, 1086 sayılı Kanunun 185/1 maddesinde, 6100 sayılı Kanunun ise 123. maddesinde düzenlenen davanın geri alınmasıdır. Her iki kanunda düzenlendiği üzere, davanın geri alınmasının hukuki sonuç doğurabilmesi, karşı tarafın açık kabulüne bağlıdır.
Somut olayda, davacı vekili, 05.05.2011 tarihli celse de davalılar … ve … hakkında açılan dava yönünden davayı atiye terk ettiğini bildirmiştir. Davalılar … ve … vekilince aynı celsede duruşma zaptına geçen imzalı beyanında, atiye terki kabul etmediklerini bildirmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, atiye terk ifadesinden anlaşılması gereken, davayı geri alma olup, hukuki sonuç doğurabilmesi karşı tarafın açık kabulüne bağlıdır. Davalılar vekilince, davayı geri alma kabul edilmemiş olmasına rağmen, Mahkemece, anılan davalılar hakkında açılan dava yönünden, atiye terk nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edilmesi hatalı olmuştur.
4-Taraflar arasında davacının aylık ücret miktarı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı tarafça aylık ücret miktarının net 10.000,00 TL olduğu iddia edilmiş, davalı şirketçe aylık ücretin Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği üzere brüt 1.500,00 TL olduğu savunulmuştur. Emsal ücret araştırmaları neticesinde, genel olarak 5.000,00 TL ila 12.000,00 TL arasında değişen rakamlar bildirilmiştir. Mahkemece aylık ücret miktarı talep gibi kabul edilmiş ise de, davacının çalıştığı işyerinin, iş hacmi ve kapasitesinin araştırılmaması hatalıdır. Anılan nedenle, davacının işyerinde çalıştığı bölümün son bir yıllık hasta kabul ve protokol kayıtları ile sair işyeri kayıtları incelenerek günde muayene edilen ortalama hasta sayısı, bölümde çalışan doktor sayısı, hastanenin geliri tespit edilmeli, tüm dosya kapsamı yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak, işçinin aylık ücret miktarı hususunda bir sonuca varılmalıdır. Neticeye göre de, bakiye aylık ücret alacağı hakkında bir karar verilmelidir.
5- Mahkemece reddedilen prim alacağına yönelik talebin miktarı 55.000,00 TL olmasına göre, red sebebiyle takdir edilecek vekalet ücreti, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12/1. maddesine göre, tarifenin üçüncü kısmında yazılı oranlar nazara alınarak belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde 1.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.