Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/25171 E. 2013/16188 K. 02.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25171
KARAR NO : 2013/16188
KARAR TARİHİ : 02.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ile ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.07.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … ….. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesini, işveren şirket yetkilisinin kendisine hakaret etmesi sebebiyle haklı olarak feshettiğini, işçilik alacaklarının işveren tarafından ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının istifa yoluyla haklı sebep olmaksızın iş sözleşmesini feshettiğini, kıdem tazminatına hak kazanmadığını, sair ödenmemiş işçilik alacağının ise bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesini istifa yoluyla sonlandırıp sonlandırmadığı, iş sözleşmesini haklı sebeple feshedip feshetmediği ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarından yapılacak kanuni kesintilerin hesaplanması noktalarında toplanmaktadır.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı sebeple iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin süreli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı Kanun’un 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Kanunda işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.İşçinin haklı bir sebebe dayanmadan ve bildirim süresi tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçi ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanamaz. İstifa durumunda işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden, istifa türündeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir. İmzaya itiraz ya da metin kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak teknik yönden incelenmelidir.
Somut olayda, davacı işçi, davalı işverene sunduğu 15.09.2009 tarihli dilekçesi ile, özel sebeplerinden dolayı 05.10.2009 tarihi itibariyle görevinden istifa ettiğini bildirmiştir. 24.09.2010 tarihinde açılan iş bu davada ise, feshin işveren yetkilisinin hakareti haklı sebebine dayandığı iddia edilmektedir. İstifa dilekçesinin işveren baskısıyla kaleme alındığı yönünde irade fesadı iddiasında bulunulmuşsa da, irade fesadı hali somut bir şekilde ortaya konulmadığını gibi ispatlanmamıştır. İş sözleşmesinin feshiyle ilgili davacı tanıklarının görgüye dayalı bilgileri bulunmamakta olup, davalı tanığı ise davacının istifa ederek işten ayrıldığını bildirmiştir. Dosya kapsamına göre davacının istifa ettiği sabittir. Kaldı ki, iddia edilen haklı fesih sebebi de kanıtlanamamıştır. Bu sebeple, kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
2- Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 77. maddesi, gerekse 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesi uygulaması açısından, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri prime esas kazançlar içerisinde değerlendirilmelidir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı işçinin hak kazandığı brüt fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri alacağından, damga ve gelir vergisi kesintilerinin yapılmasıyla yetinilerek, alacağın net miktarı tespit edilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporunda belirtilen net tutar hüküm altına alınmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri prime esas kazançlar içerisinde olup, işçi payına düşen prim kesintilerinin nazara alınmaksızın alacağın net tutarının belirlenerek hüküm altına alınması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 02.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.