YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25346
KARAR NO : 2013/14730
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, ücret alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıya ait işyerinde 13.07.2006-30.03.2010 tarihleri arasında çalıştığını, fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile iş sözleşmesini haklı sebebe dayalı feshettiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, davacı tarafça gerçekleştirilen fesih haklı nedene dayanmadığından kıdem tazminatı talep edilmeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin, işverene bağlı gerçekleşen çalışma süresi hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde işyerinde 10.03.2010 tarihine kadar çalıştığını beyan etmiştir. İşçi tarafından düzenlenen fesih ihbarnamesi de 11.03.2010 tarihlidir. Bu delil durumuna göre iş sözleşmesinin 10.03.2010 tarihinde fiileni sonladığı sabittir. İşveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna işten çıkış tarihinin 30.03.2010 olarak bildirilmesi nedeni ile çalışma süresinin 13.07.2006-30.03.2010 tarihleri arasında üç yıl sekiz ay onyedi gün olarak belirlenmesi hatalıdır.
3-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık ise , işçi ücretlerinin ödenmesi konusundadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 37. maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut olayda, işveren tarafından davacının banka hesabına fesihten sonra 05.04.2010 tarihinde maaş ödemesi açıklaması ile 254,68 TL ödendiği görülmektedir. Davacının hak kazandığı ücret alacağı miktarından bu ödemenin mahsup edilmemesi de isabetsiz olup, bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.