Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/25642 E. 2013/15451 K. 25.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25642
KARAR NO : 2013/15451
KARAR TARİHİ : 25.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, davalıdan, kıdem-ihbar tazminatı ile ücret, yıllık izin, fazla mesai, genel ve hafta tatili olmak üzere 17.350,00 TL’nin ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ihbar tazminatı, yıllık izin ve fazla mesai alacakları hüküm altına alınmıştır.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık taraflar yararına hükmedilen vekalet ücretin takdirinde usul ve kanuna aykırılık bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326/2 maddesinde “Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” öngörülmüştür.
6100 sayılı Kanun’un 326/2 maddesinde “Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” öngörülmüştür.
21.12.2011 tarihli, 28149 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6/1 maddesi: “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulh nedenleriyle; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse tamamına hükmolunur…” hükmünü içermektedir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12/1. maddesinde, “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Belirlenen bu ücret Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten az olamaz.” hükmü yer almaktadır. Buna göre hükmedilecek vekalet ücreti dava miktarı itibariyle 1.200,00 TL’nin aşağısında kalmasına rağmen anılan madde gereği 1.200,00 TL’den az olamayacaktır. Ancak, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30.06.2011 tarihli YD İtiraz No: 2011/321 numaralı kararı ile konusu para ile değerlendirilen davalarda hükmedilecek nispî avukatlık ücretinin tarifeye göre belirlenen maktu avukatlık ücretinin altında kalması durumunda, hükmedilecek maktu vekâlet ücretinin de asıl alacağı geçmeyeceği yönünde bir sınırlandırma getirilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden, asıl alacak tutarından fazla maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi sonucunu doğuracak şekilde asgari sınır getirilmesine yönelik tarife kuralının tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenecek nispî avukatlık ücretinin, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten (maktu avukatlık ücreti) az olamayacağına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12/1. maddesinin son cümlesinin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12/2. maddesi “Şu kadar ki asıl alacak miktarı 3.333,33 TL’ye kadar olan davalarda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümünde, icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücrettir. Ancak bu ücret asıl alacağı geçemez.” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, mahkemece reddedilen miktar üzerinden davalı yararına vekalet ücreti hesaplanmış ise de, mahkemenin davacı ve davalı yararına hükmettiği vekalet ücreti hesabı isabetli görülmemiştir. Dava 10.02.2010 tarihinde açılmış olup, henüz deliller toplanmadan davalı tarafça 09.04.2010 tarihinde davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapılmıştır. Davalı, davacının tazminatlarını ödememekle dava açılmasına yol açtığından, davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinden kıdem ve ihbar tazminatı için talep edilen miktarların hesaba dahil edilmemesi gerekmektedir. Davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinde ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereğince, kabul edilen alacaklar dışında ayrıca delillerin toplanmasından önce ödeme yapıldığı için talep edilen kıdem ve ihbar tazminatının yarısı oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Bu durumda, davacı yararına, davacının kabul edilen alacakları ile talep edilen kıdem ve ihbar tazminatının yarısının toplanmasıyla sonuç olarak 7.806,40 TL, davalı için ise 5.079,99 TL üzerinden hesaplanmak suretiyle belirlenecek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmedilmemesi hatalı olmuştur.
Ancak, belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Hüküm fıkrasındaki “Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, kabul edilen dava değeri üzerinden davacı vekili yararına hesaplanan 400,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı vekil ile temsil edilmiş olup, red edilen miktar üzerinden davalı vekili yararına takdir edilen 1.822,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” bendlerinin çıkartılarak, yerine;
“Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan davacı vekili yararına hesaplanan 936,77 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı vekil ile temsil edilmiş olup, davalı vekili yararına takdir edilen 609,60 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine”, cümlelerinin eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.