YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25869
KARAR NO : 2012/25797
KARAR TARİHİ : 19.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı vekili, alacağın tahsili için borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmesinden sonra davalılar vekilinin ihtiyati haczin kaldırılması istemi ile yaptığı itiraz üzerine itirazın kabulüne ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili, ihtiyati haciz kararının kaldırılması kararını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3/1 maddesi uyarınca süresinde kanun yoluna getirmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, alacağın tahsili için borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine 2004 sayılı Kanun’un 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, istemin kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar vekilinin borç ve ferilerini karşılayan teminat mektubunu ibraz ettiği, alacağın tamamının garanti altında olduğu ve ihtiyati haczin kaldırılması istemi ile yaptığı itiraz üzerine, duruşmalı olarak yapılan yargılama sonunda, alacaklının mal kaçırmaya ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, 2004 sayılı Kanun’un 257. maddesindeki şartların oluşmadığı gerekçesi ile itirazın kabulüne ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
2004 sayılı Kanun’un 257. maddesine göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Aynı Kanun’un takip eden 258. maddesinde ise, ihtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceğinin, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecbur olduğu belirtilmiş, 265. maddesinde de borçlunun kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebileceği, itiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği, Bölge adliye mahkemesinin bu başvuruyu öncelikle inceleyeceği ve verdiği kararın kesin olduğu” düzenlenmiştir.
İhtiyati haciz kararı vermede yetkili ve görevli mahkeme 2004 sayılı Kanun’un 50. maddesinde düzelenmiş olup buna göre “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur”.
Dava ve karar tarihlerinde yürürlükte bulunan ve kıyasen uygulanacak olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 290. maddesinde açıkça “İhtiyati tedbirin, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edileceği” belirtilmiştir.
Keza, 2004 sayılı Kanun’un 266. maddesi uyarınca borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya taşınmaz rehin yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartı ile ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra mahkemesine geçer. İcra Hakimliğinin görevi, talebin anılan 266. maddede yazılı olan ihtiyati haczin teminat karşılığında kaldırılmasına yönelik olması halinde ve takibe başlanmasından sonra … sürülmesi haline münhasırdır.
Dosya içeriğine göre davacı vekili, davalı işverenin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına davacının kesinleşmeyen işçilik alacaklarının belirlenen miktarı kadar ihtiyati haciz konmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bu istek 25.09.2012 gününde kabul edilmiştir. Ancak ihtiyati haciz isteyen davacı işçi, vekili aracılığı ile davalı işveren aleyhine 25.09.2012 tarihinde icra takibine başlamış ve aynı gün alınan ihtiyati haciz kararının uygulanmasını talep etmiştir. İş mahkemesince ihtiyati haciz istemi kabul edilmiş, ihtiyati haczin uygulamasından sonra 27.09.2012 tarihinde itiraz eden davalı işveren teminat göstererek sözkonusu ihtiyati haczin kaldırılmasını iş mahkemesinden talep etmiş mahkemece de talep kabul edilerek ihtiyati haciz kaldırılmıştır.
Sözkonusu ihtiyati haciz kararının uygulanmasından sonra ihtiyati haczin kaldırılması istendiğine göre, 2004 sayılı Kanun’un 266. maddesindeki düzenlemeye göre ihtiyacı haczin kaldırılması talebinin icra mahkemesinden istenmesi gerekir.
Mahkemece bu yön gözetilmeden görevsizlik kararı yerine yazılı şekilde ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar vermesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.11.2012 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.