YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25892
KARAR NO : 2013/15997
KARAR TARİHİ : 01.07.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ikramiye ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesinekarar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı davalıya ait işyerinde Mayıs 1998–12.12.2007 tarihleri arasında çalıştığını, çalıştığı şubede 16.07.2003–30.06.2006 tarihleri arasında şube müdürü olarak görev yapan…’in görev yaptığı dönemde kullandırılan kredilerde usulsüzlük yapıldığı gerekçesi ile iş sözleşmesinin feshedildiğini, söz konusu kredilerin kullandırılmasında kendisinin banka kendisinin sorumlu bulunmadığını, dolayısıyla feshin haksız olduğunu iddia ederek ihbar ve kıdem tazminatıyla diğer işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinin kabul edilip gerçekleşen alacaklarının davalıdan tahsiline dair verilen 09.092009 tarih ve 2008/28 2009/55 karar sayılı karar, davalının temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 23.05.2011 tarih ve 2009/13386 esas, 2011/14617 karar sayılı ilamıyla bozulmuştur. Anılan bozma kararında avukat bilirkişi raporuyla ve davacının tanıklarının beyanlarına göre sadece bu işlemleri bilgisayara geçirme işlemini yaptığı yönündeki beyanlarına itibar edilerek sonuca gidilmesinin doğru olmadığı ayrıca bankacılığın güven esasına dayanan teknik uzmanlık gerektiren bir işkolu olduğu, teknik bir konu olan bankacılık işlemlerinde uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; iki bankacı ve bir de avukat bilirkişisinden oluşturulan üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan rapor doğrultusunda iş sözleşmesinin davalı işverence haksız feshedildiği sonucuna varılarak, davacının ihbar ve kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına göre davalı bankada usulsüz işlemler sonucunda mevzuata aykırı krediler verildiği, söz konusu kredilendirme işlemlerinin sonradan emekli olan şube müdürü ile davacı tarafından yapıldığının mahkeme tarafından da kabul edildiği, ancak davacının usulsüz kredi vermesine dair yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, usulsüzlüğün müfettiş ve özel şirketten alınan ekspertiz raporu ile tespit edilebildiği, dolayısıyla anılan usulsüzlüğün davacının mesleki bilgiyi, tecrübe ve uzmanlığı ile ortaya çıkarılamayacağına, sonuç olarak meydana gelen zarardan ve usulsüzlükten davacının sorumlu tutulamayacağına, ayrıca davacının herhangi bir menfaat temin etmediğine değinilmiştir.
Somut olayda, bireysel müşteri ilişkileri yönetici yardımcısı sıfatıyla çalışan davacının meydana gelen usulsüz kredi kullandırma eylemlerinde mesleki kusurunun bulunup bulunmadığı, sözleşmeye dayanan veya işyeri uygulaması ile ortaya çıkan görev ve iş tanımı uyarınca ya da yapılan işlemlerde aldığı rol itibarıyla sözkonusu usulsüzlüğü araştırma veya fark ettiğinde ilgili makamlara bildirme ya da usulsüzlükte katkısı olan kişileri uyarma veyahut bu kişilere durumu hatırlatma konusunda sorumluluğu olup olmadığı, kıdemi, bankadaki pozisyonu, kişisel ve mesleki bilgi, yetenek ve tecrübesi ile feshe konu usulsüzlüğü fark edip edemeyeceği önem arz etmektedir.
Bankacılık işlemleri, mevzuatı ve genel uygulamaları açısından usulsüz olarak kullandırılan kredilerin tek bir eylemden ibaret olmaması ve uzun bir zaman dilimi içerisinde süreklilik arz etmesi, dosyada bulunan idari soruşturma raporunun içeriği ve davacının kıdem, pozisyon, tecrübe ve bilgisi dikkate alındığında olaya ilişkin düzenlenen bilirkişi raporlarının yetersiz ve dosya içeriğine uygun düşmediği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, dosyanın, bankacılık konusunda uzman iki akademisyen ile bankacılık işlerinde uzman müfettişinden oluşan üçlü bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken, dosya içeriğine uygun düşmeyen ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.