Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/26174 E. 2013/20486 K. 01.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26174
KARAR NO : 2013/20486
KARAR TARİHİ : 01.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 24.09.2012 tarihli ek kararıyla davacı vekilinin temyiz talebinin, verilen süreye rağmen temyiz nisbi harcının tamamlanmaması gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Temyizin reddine ilişkin ek karar süresinde davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Nispi karar ve ilam harcına bağlı davaların reddine ilişkin kararların temyizi hallerinde, temyiz harcının tümü temyiz tarihindeki tarifeye göre maktu ve peşin olarak alınır.
Somut olayda, davacı vekilinin temyizi, davanın reddedilen alacak kalemine yönelik olup, davacı tarafın yatırması gereken temyiz karar harcı maktudur. Davacı vekilince de, süresinde 17.07.2012 tarihinde maktu temyiz karar harcı ve başvurma harcı yatırılmıştır. Anılan sebeple, mahkemece, davacı tarafın temyizinin nisbi harca tabi tutularak, süresinde temyiz nisbi harcının tamamlanmadığından bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmakla, Mahkemenin 24.09.2012 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin işverence haklı neden olmaksızın feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının işyerini terkederek iş sözleşmesini haklı neden olmadan feshettiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, sair ödenmemiş işçilik alacağının ise bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ve fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanması noktalarında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işçinin iş sözleşmesini haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim süresi tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. İş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz.
Somut olayda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davalı işveren yetkilisinin “beğenmeyen çalışmaz”, “işine gelmeyen çeker gider” şeklinde sözleri sarf etmesi üzerine, davacının diğer bir kısım işçilerle işyerini terk ederek eylemli olarak iş sözleşmesini feshettiği anlaşılmaktadır. İşveren yetkilisinin sarf ettiği sözler, onur kırıcı ve küçük düşürücü mahiyette olup, davacının iş sözleşmesini, 4857 sayılı Kanun’un 24.  maddesinin (II) numaralı bendi uyarınca haklı nedenle feshettiğinin kabulü gereklidir. Bu durumda, feshi haklı dahi olsa, ihbar tazminatına hak kazanamayacağından, ihbar tazminatının reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olmuştur.
3-Dairemizin yerleşik içtihatı uyarınca, günlük onbir saati aşan çalışmalar bakımından ara dinlenme süresinin en az birbuçuk saat olarak esas alınması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının günlük 09:00-20:30 saatleri arasında geçen çalışma süresinden bir saat ara dinlenme süresi düşülerek, haftalık fazla çalışma süresinin fazla hesaplanması hatalıdır.
Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.