YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26661
KARAR NO : 2013/18454
KARAR TARİHİ : 10.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücret alacağı, fazla çalışma ücreti ve genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinde incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … …. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebep olmaksızın feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının noter vasıtasıyla keşide ettiği ihtarnamede bir kısım ücret alacaklarının ödenmediğini iddia ederek, ödenmemesi halinde iş sözleşmesini feshedeceğini işverene bildirdiğini, akabinde davacı işçinin devamsızlık yaptığını, işverence iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, çalışma süresi, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarında yapılacak kanuni kesintilerin miktarı noktalarında toplanmaktadır.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın ve usulüne uygun bildirim süresi tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. İhbar tazminatı, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olması sebebiyle, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir sebebe dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz.
Somut olayda, davacı işçi, yıllık izin süresini kullandığı tarihte noter vasıtasıyla keşide ederek işverene tebliğ ettirdiği ihtarnamesinde, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı olarak 10.000,00 TL tutarındaki meblağın üç gün içerisinde ödenmesini, aksi takdirde durumun haklı fesih sebebi sayılacağını ihtar etmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden de, davacının izin süresi bitiminde, işe başlamadığı anlaşılmaktadır. Alacağın miktarına yönelik aşağıda açıklandığı üzere bozma sebebi bulunmakla birlikte, davacının bir kısım ödenmeyen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu sabit görülmektedir. Anılan sebeple, davacının iş sözleşmesini, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendi uyarınca ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle haklı olarak feshettiğinin kabulü dosya kapsamına uygun düşecektir. Bu durumda, feshi haklı dahi olsa, ihbar tazminatına hak kazanamayacağından, ihbar tazminatının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olmuştur.
3-Dava dilekçesinde, çalışma süresinin 17.01.2005-15.06.2010 tarihleri arasında geçtiği iddia edilmiş; davalı işveren ise davacının 2005-2007 tarihleri arasında geçen çalışmasından sorumlu tutulamayacağını savunmuştur. Mahkemece çalışma süresi, 17.01.2005-01.06.2010 tarihleri arası olarak kabul edilmiştir.
Davalı vekilince dosyaya sunulan bir kısım ticaret sicili kayıtlarından, davalı şirketin 30.07.2007 tarihinde ticaret siciline tescil olduğu anlaşılmaktadır.
Hizmet döküm cetvelinin ve işyeri tescil bilgilerinin incelenmesinden, davacının 17.01.2005-01.03.2006 tarihleri arasında “1114808” tescil nolu işyerinde, 01.03.2006-19.04.2007 tarihleri arasında “1084592” tescil nolu işyerinde; 19.04.2007-11.10.2007 tarihleri arasında dava dışı Trio Güvenlik Hizm. Ltd. Şti. işyerinde çalıştığı, 12.10.2007 tarihinden itibaren de davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığı görülmektedir. “1114808” nolu işyeri tescil bilgileri dosyada bulunmamaktadır. “1084592” nolu işyeri hakkında ise dosyaya celp olunan bilgiler “34/07” şube kodlu sosyal güvenlik merkezine aynı numarayla tescil olunan bir işverenliğe ait olup, davacının hizmet döküm cetvelinde kayıtlı “1084592” sicil nolu işyeri ise “34/08” kodlu sosyal güvenlik merkezine bağlı olduğundan, dosya içeriğindeki anılan işyeri tescil bilgisi davacının çalışmasıyla ilgili değildir.
Mahkemece, dava dışı şirket veya şirketler ile davalı şirket arasındaki ilişki araştırılmaksızın ve çalışma süresi netleştirilmeden sonuca gidilmesi hatalıdır. Anılan sebeple, öncelikle, şube kod bilgilerine dikkat edilerek, davacının hizmet döküm cetvelinde kayıtlı “1114808” ve “1084592” nolu işyeri tescil bilgileri celp edilmelidir. Ardından, tespit edilecek işveren şirket/şahıs ile birlikte, davalının ve dava dışı Trio Güvenlik Hizm. Ltd. Şti.’nin kuruluştan itibaren ticaret sicili kayıtları, adresleri, yetkililerin kimlik bilgileri, faaliyet alanları, ünvan değişikliği yapılıp yapılmadığı Ticaret Sicil Memurluğu’ndan sorularak, bilgi ve belgeler istenilmelidir. Gerekirse taraf şahit beyanlarına yeniden başvurularak, davalı şirket ile dava dışı şirket/şahıslar arasında, organik bağ, iş sözleşmesi devri, işyeri devri veya sair bir ilişki bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, neticeye göre davalının sorumlu olduğu çalışma süresi kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Oluşacak sonuca göre, gerekirse alacakların miktarları yeniden değerlendirilmelidir.
4-Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 77. maddesi, gerekse 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesi uygulaması açısından, fazla çalışma ve ulusal bayram-genel tatil ücretleri prime esas kazançlar içerisinde değerlendirilmelidir.
Kabule göre, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hesaplanan brüt fazla çalışma ve ulusal bayram-genel tatil ücreti alacağından, damga ve gelir vergisi kesintilerinin yapılmasıyla yetinilerek, alacağın net miktarı tespit edilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporunda belirtilen net tutar hüküm altına alınmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere, anılan ücretler prime esas kazançlar içerisinde olup, işçi payına düşen prim kesintilerinin nazara alınmaksızın alacağın net tutarının belirlenerek hüküm altına alınması hatalıdır.
5- Mahkemece, yıllık izin ücreti alacağında davalı işverenin, ihtarnameyle temerrüde düştüğü kabul edilerek, 25.05.2010 tarihinden itibaren alacağa faiz yürütülmesine karar verilmiş ise de, dava işçi tarafından keşide edilen ihtarnamede, yıllık izin ücretinin ödenmesi ihtarında bulunulmadığı anlaşılmakla, yıllık izin ücreti alacağında davalı işveren temerrüde düşürülmemiştir. Anılan sebeple, yıllık izin ücreti alacağında dava dilekçesiyle talep edilen miktar için dava tarihinden, ıslahla artırılan miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde faiz uygulanmasına karar verilmesi hatalıdır.
Diğer taraftan, anılan ihtarnamede belirtili ücret alacakları için toplam 10.000,00 TL’nin üç gün içinde ödenmesi ihtaratında bulunulmuş, ihtarname işverene 24.05.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ödeme için tanınan süre nazara alındığında, ihtarnamede talep edilen alacak cinsi ve miktarıyla sınırlı olarak temerrüd 28.05.2010 tarihinde gerçekleşmiştir. Hal böyleyken mahkemece, fazla çalışma ile ulusal bayram genel tatil alacağı için hüküm altına alınan meblağların tamamına 25.05.2010 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de, kabule göre hatalı olmuştur.
Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.