Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/26669 E. 2013/18458 K. 10.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26669
KARAR NO : 2013/18458
KARAR TARİHİ : 10.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebep olmaksızın feshedildiğini, işçilik alacaklarının ise ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, aylık ücret, yıllık izin, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, 10.05.2011 tarihinde davacı işçinin babası tarafından işyerinden alındığını, sonraki tarihlerde ise davacının işe gelmediğini, davacının hak kazanıp da ödenmeyen işçilik alacağının bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacı işçinin çalışma süresi, yıllık izin, fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerine hak kazanıp kazanmadığı noktalarında uyuşmazlık vardır.
Somut olayda, dava dilekçesinde davacı işçinin 1998 yılından itibaren davalıya ait işyerinde çalıştığı iddia edilmiş, davalı tarafça davacının işe giriş tarihinin sosyal güvenlik kurumuna bildirildiği gibi 02.08.2006 tarihi olduğu savunulmuştur. Mahkemece, davacı tanık beyanlarına itibarla, davacının 01.01.2001 tarihinde işe girdiği kabul edilmiştir. Davacı tanıkları, kabul edilen işe giriş tarihinde, on ve altı yaşları civarlarında olup, yaşlarının küçüklüğü itibariyle davacının işe giriş tarihlerini bilmeleri beklenemez. Her ne kadar, davalıya ait işyerinde çocuk işçi çalıştırıldığı iddia edilmiş ise de, dosya içeriğine, soyut
davacı tanığı anlatımı haricinde iddiayı destekler nitelikte inandırıcı delil sunulmamıştır. Diğer taraftan işe giriş bildirgesi işçi imzasını taşımaktadır. Davacı tarafça, imzaya itiraz edilmediği gibi, yazılı belgenin aksi yazılı delillerle de kanıtlanmış değildir. Anılan sebeple, davacının işe giriş tarihinin sosyal güvenlik kurumu kayıtlarında gösterildiği üzere, 02.08.2006 tarihi olarak kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
3-Fazla çalışma yaptığı ve hafta tatili günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışma yapıldığının, hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, davacının fazla çalışma ve hafta tatili çalışmasına yönelik talepleri hakkında, dosya kapsamındaki bir kısım davalı tanıklarının, saat 19:30’a kadar süren çalışmanın haftanın iki ya da üç günü yapıldığına, diğer günlerde çalışmanın saat 18:00’e kadar sürdüğüne ve Cumartesi-Pazar günleri çalışma olmakla birlikte hafta içi bir gün izin verildiğine yönelik beyanlarının değerlendirilmemesi hatalıdır. Anılan sebeple, davalı tanık beyanlarının da, işyerinde yapılan işin niteliği ve yoğunluğu nazara alınarak değerlendirmeye tabi tutulması, fazla çalışma ve hafta tatili alacakları bakımından bir sonuca varılması gereklidir.
Diğer taraftan, davalı vekilince, davanın ıslahına karşı süresinde zamanaşımı def’i ileri sürülmüş olup, mahkemece anılan alacaklar bakımından zamanaşımı savunmasının değerlendirilmemesi de hatalı olmuştur.
4- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava dilekçesi anlatımında geçen, davacının çalışma süresi boyunca altı gün izin kullandığına yönelik beyanının nazara alınmaksızın, tüm çalışma süresi boyunca davacının yıllık izin süresini kullanmadığı kabul edilerek, talebin aşılmasıyla hesap yapılması hatalı olmuştur.
5- Mahkemece, davacının 2011 yılı Mart, Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin aylık ücret alacaklarının ödenmediği kabul edilerek, alacak hüküm altına alınmış ise de, davalı işverence, davacıya ilgili aylar için avans niteliğinde ödeme yapıldığı savunmasına dair dosyaya sunulan, “Mart 2011 avans listesi ” ve ” Nisan 2011 avans listesi” başlıklı belgelerin değerlendirilmemesi hatalıdır. Anılan nedenle, öncelikle davacı taraftan anılan belgelere karşı beyanları sorulmalı, söz konusu belgeler bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.