Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/26817 E. 2013/20321 K. 01.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26817
KARAR NO : 2013/20321
KARAR TARİHİ : 01.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin çalıştığı süre içerisinde emekli olduğunu, son beş aylık ücret alacağını ödenmediği için işyerinden ayrılmak zorunda kaldığını ileri sürerek, davalıdan kıdem, ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin ve asgari geçemi indirimi alacağının ödetilmesini istemiştir.
Davalı ise davacının şirketi ibra ettiğini, davanın bu sebeple konusuz kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, “Bu dava 28.12.2010 tarihinde açılmıştır. Davacı işçi tarafından ihtirazi kayıtsız olarak imzalanıp işverene verilen ibranamede; “TC. Karşıyaka 1. İş Mahkemesinin 2010/932 esas sayılı dosyası ile açmış olduğum davadan kaynaklanan tüm işçilik haklarımı kıdem tazminatı, işçilik haklarımı, fazla mesai ücretlerimi vs. işverenden aldım. Gayri kabili rücu olarak ibra ederim. Başka hiçbir hak ve alacağım kalmamıştır” ifadesine yer verilmiştir. Davacı taraf bu ibranamenin baskı sonucu verildiğini öne sürmekte ise de, bu hususta bir ispat faaliyetine girişmemiştir. Anılan ibraname 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine ve Yargıtay içtihadına uygundur. Ayrıca, tarafların açıklamalarına göre, davacının davalıyı ibra etmesi karşılığında işveren tarafından kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve maaş alacaklarına istinaden 25.824,16 TL tutarında 9 adet senet düzenlenerek davacıya teslim edilmiş ve elden 3.000,00 TL ödeme yapılmıştır. Dolayısıyla, dava konusuz kalmıştır.” gerekçesiyle konusuz kalan davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 01.02.2011 tarihli belge ve eklerinin dikkate alınıp alınmayacağı noktasında noktasında toplanmaktadır.
Sulh, tarafların mahkeme önünde veya mahkeme dışında aralarındaki uyuşmazlığı yahut tereddütlü durumu sona erdirmek için yaptıkları bir sözleşmedir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ayrı bir kurum olarak düzenlenmemiş olmakla birlikte, davada sulh mümkündür.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava açıldıktan sonra, dosyaya 01.02.2011 tarihli davacının isim ve ıslak imzasını taşıyan, içeriğinde “TC. Karşıyaka 1. İş Mahkemesinin 2010/932 esas sayılı dosyası ile açmış olduğum davadan kaynaklanan tüm işçilik haklarımı kıdem tazminatı işçilik haklarımı fazla mesai izin ücretleri v.s. işverenden aldım işverenim gayri kabili rücu olarak ibra ederim başka hiçbir hak ve alacağım kalmamıştır” şeklinde açıklama bulunan başlıksız belge ve yine davacının isim ve imzasını taşıyan 01.02.2011 tarihli, içeriğinde “Çolakoğlu Ltd. Şti.nden kıdem tazminatı, yıllık izin ücretleri, maaş alacaklarıma istinaden aşağıda dökümü bulunan senetleri aldım” şeklinde açıklama bulunan belge ile ekinde ilk vadesi 15.03.2011 olan ve bu tarihi aylık periyodik olarak takip eden dokuz adet toplam miktarı 25.824,16 TL olan bonoların dosyaya sunulduğu, davacının bu belgeleri inkar etmediği, davacı vekilinin 17.09.2012 tarihli oturumda ifade ettiği üzere 9.000,00 TL dışında başkaca ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı asil, 05.04.2011 tarihli dilekçe ile, bu belge ve eklerinin kendisinden işveren yetkilisinin şirket mezkezinde bir takım vaadlerde bulunarak aklını çelmek suretiyle aldığını ve ayrıca kendisine senetler verildiğini, avukatına ödeyeceği vekalet ücretinin ve dava masraflarının bu senetlerden ayrı olarak ödeneceğinin söylendiğini, ancak daha sonra 3.000,00 TL ödeme dışında bir ödeme yapılmadığını, işverenin o andaki gaflet ve zor durumundan yararlanarak aldatmak ve baskı kurmak suretiyle bu belgeleri imzalattığını ileri sürmüş ise de, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere söz konusu belgelere baskı ve hile ile imza attığını ispatlayamadığından bu husustaki temyiz itirazları kabule şayan görülmemiştir.
Somut olayda, tarafların dava açıldıktan sonra şirket merkezinde bir araya gelerek davacının 01.02.2011 tarihli belgeleri imzaladığı ve bu sözleşme kapsamında davacıya dokuz adet ilk vadesi 15.03.2011 olan ve periyodik olarak bir ay sonraki tarihli son vadesi 15.11.2011 olan toplam değeri 25.824,16 TL meblağlı dokuz adet bono verilmek suretiyle tarafların mahkeme dışında sulh oldukları anlaşılmaktadır. Ödeme tarihleri belirtilen bu belgeler “ibraname” niteliği taşımamakta, davalı açısından kayıtsız-şartsız borç ikrarı niteliğindedir. Davalı bu belgeye göre bir kısım ödemeler yapmış ancak geri kalan miktarları ödemememiştir.
Mahkemece, tarafların sulh oldukları kabul edilerek karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, konusuz kalan davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.