Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/27711 E. 2013/19080 K. 17.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/27711
KARAR NO : 2013/19080
KARAR TARİHİ : 17.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili, asgari geçim indirimi ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi …… tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile asgari geçim indirimi alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin ihbar süresi verilerek geçerli sebeple feshedildiğini, hakettiği alacaklarının ödendiğini, sair alacağının ise bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı işçinin ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, bir kısım ücret alacaklarında yapılacak kanuni kesintilerin miktarı ve asgari geçim indirimi alacaklarının ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24 ve 25. maddelerinde yazılı olan sebeplere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar süresi tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir.
Yine haklı fesih sebebi bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin Kanun’un 26. maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
Somut olayda, davacı işçiye 21.10.2009 tarihinde tebliğ edilen yazılı fesih bildiriminde, iş sözleşmesinin 21.12.2009 tarihinde sonlandırılacağı bildirilmiştir. 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca, davacının çalışma süresine göre, iş sözleşmesinin feshinden en az sekiz hafta önce fesih bildirimi yapılmıştır. Anılan sebeple, davacı ihbar tazminatına hak kazanmadığından alacağın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3-Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 77. maddesi, gerekse 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesi uygulaması açısından, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri prime esas kazançlar içerisinde değerlendirilmelidir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, brüt olarak hesaplanan yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarından, damga ve gelir vergisi kesintilerinin yapılmasıyla yetinilerek, alacakların net miktarları tespit edilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporunda belirtilen net tutarlar hüküm altına alınmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere, anılan ücret alacakları prime esas kazançlar içerisinde olup, işçi payına düşen prim kesintilerinin nazara alınmaksızın alacakların net tutarının belirlenerek hüküm altına alınması hatalıdır.
4-Mahkemece, davacının asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediği kabul edilerek, anılan alacak hüküm altına alınmıştır. Davalı vekilince temyiz dilekçesi ekinde, asgari geçim indirimi tahakkuklu ve imzalı bir kısım ücret bordroları sunulmuştur. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde açılan davalarda, ödeme def’inin yargılamanın her aşamasında yapılabileceği Yargıtay’ın yerleşik uygulamasıdır. Anılan sebeple, temyiz dilekçesi ekinde sunulan asgari geçim indirimi tahakkuklu bordrolara karşı öncelikle davacı taraftan beyanları sorulmalı, bordrolar bir değerlendirmeye tabi tutulmalı ve sonuca gidilmelidir.
Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.