Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/4054 E. 2012/25599 K. 16.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4054
KARAR NO : 2012/25599
KARAR TARİHİ : 16.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, cezai şart ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin 21.07.2005 tarihinde özel yaşam sağlık hizmetleri A.Ş.’ne ait diyaliz merkezinde çalışmaya başladığını, merkezin 19.09.2007 tarihinde davalı şirkete devredildiğini, diyaliz merkezinde yardımcı personel olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence geçerli ve haklı sebep olmadan 28.02.20011 tarihi itibariyle feshedildiğini, alacaklarının eksik ödendiğini, haftada altı gün 05:30-18:30 arası bazen de daha geç saatlere kadar çalıştığını, genel tatillerde çalıştığını ancak ücretinin ödenmediğini, son yıllık iznini yarıda kestiğini, kullanmadığı kısmın ücretinin kendisine ödenmediğini, kıdem tazminatı ödenmediğini, işverenin fesih önellerine uymadan iş sözleşmesini feshettiğini … sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, cezai şart alacağı, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacağının davalıdan faizleriyle birlikte tahsilini istemiş, talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 05.12.2011 tarihinde ıslah ederek artırmıştır.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunduğunu, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebeplerle feshedildiğini, davacının görevlerini gereği gibi yapmayarak, arkadaşlarına kötü örnek olduğunu, çalışma uyumunu bozduğunu, 11.01.2011 tarihinde operasyon müdürü Dr. … Zengin’in katıldığı toplantıda agresif tavırlar sergileyerek, amirine saygısızlık ederek toplantıyı izinsiz terk ettiğini, çeşitli zamanlarda hakkında tutulan tutanaklara karşı gelip savunma yapmadığını veya sadece kendisini haklı gösteren bir tavırla yanıt verdiğini, ekte sundukları “yardımcı personel iş tanımı” belgesindeki hükümlere aykırı davrandığını; bütün bunlara rağmen müvekkilinin davacının çalıştığı döneme ait alacaklarını bankaya yatırdığını ve davacının bunları iade ettiğini, 2007 yılından önceki çalışmasına ait alacaklarının …. Özel Sağlık Hiz. A. Ş. tarafından kendisine ödendiğini, buna dair ibranameyi ekte sunduklarını, davacıya ait önceki yıllık izin ve fazla mesai ücretinin ve genel tatil ücretlerinin ödendiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının 19.09.2007-28.02.2011 tarihleri arasında davalı işverenin işçisi olarak 1.386,13 TL brüt ücretle çalıştığı, üç yıl, beş ay, on günlük hizmetinin olduğu, davacı işçinin kendisine verilen işleri yapmadığı veya işyerinde sorun çıkardığına ilişkin bilgi ve belge olmadığı, iş sözleşmesinin fesih sürelerine uyulmadan haksız olarak feshedildiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, tanıkların davacının fazla çalışma yaptığını beyan etmeleri ile iş yerinin ve işin fazla çalışmaya müsait olması durumu dikkate alındığına davacının haftalık toplam altı saat fazla çalışma yaptığı, dini ve resmi tatil günlerinde çalıştığı, bu çalışmalarının ödediğinin işverence ispatlanamadığı, davacının yıllık izinlerini kullandığını, izin defteri ya da eşdeğer bir belge ile ispat edemediği gibi bedelinin ödendiğine dair delil bulunmadığı, davacının beş gün yıllık izin ücretine hak kazandığı, işverenin, işçinin ücretini ödediğini işçinin imzasına havi ücret bordroları veya eşdeğer belgelerle kanıtlayamadığı, davacının ücret alacağına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığı ve indirim hususu taraflar arasında uyuşmazlığı oluşturmaktadır.
Cezai şart öğretide, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır (Tunçomağ, Kenan: Türk Hukukunda Cezai Şart, İstanbul 1963).
Türk Borçlar Kanunun 179.-182. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, İş Kanunlarında konuya dair bir hükme yer verilmemiştir. İş Hukuku açısından Borçlar Kanunun sözü edilen hükümlerini uygulamakla birlikte Dairemizce bazı yönlerden İş Hukukuna özgü çözümler üretilmiştir. İş Hukukunda İşçi Yararına Yorum İlkesinin bir sonucu olarak sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümleri geçersiz sayılmış ve bu yönde yerleşmiş içtihatlar öğretide de benimsenmiştir. Yine, Türk Borçlar Kanunun 420. maddesinde “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir” şekline kurala yer verilmiştir.
Cezai şartın işçi ve işveren hakkında ve iki taraflı olarak düzenlenmesi gereği, işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olmaması sonucunu da ortaya koymaktadır. Başka bir anlatımla işçi aleyhine olarak belirlenen cezai şartın, koşulları ve ceza miktarı bakımından işverenin sorumluluğunu aşması düşünülemez. İki taraflı cezai şartta işçi aleyhine bir eşitsizlik durumunda, cezai şart hükmü tümden geçersiz olmamakla birlikte, işçinin yükümlülüğü işverenin sorumlu olduğu miktarı ve halleri aşamaz.
Türk Borçlar Kanunun 182/son maddesinde fahiş cezai şartın hakim tarafından tenkis edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. İş Hukuku uygulamasında işçi aleyhine cezai şart düzenlemeleri bakımından konunun önemi bir kat daha artmaktadır. Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre … kurularak indirime gidilmelidir.
Dosya içeriğinden, davacının davalıya ait işyerinde 19.09.2007-28.02.2011 tarihleri arasında üç yıl, beş ay, on gün yardımcı personel olarak 1.386,13 TL brüt ücretle çalıştığı, iş sözleşmesinin işverence geçersiz sebeplerle feshedildiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, taraf tanıklarının beyanlarının ortalaması dikkate alınarak davacının günlük dokuzbuçuk saat çalıştığı, bir saat ara dinlenmesi düşülerek haftalık altı saat fazla çalışma yaptığı, davacı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre dini ve milli bayramlarda çalışma olduğu, işveren şubat ayı ücret alacağınının ödediğine dair belge sunulmadığı, davacının 31.01.2011 tarihinde 05.03.2011 tarihine kadar otuzdört günlük yıllık izne ayrıldığı, iş sözleşmesinin izin süresi içinde 28.02.2011 tarihinde feshedildiği, buna göre arta kalan beş gün yıllık izin hakkı olduğu, iş sözleşmesinin 1. madde, 3. bendinde; “sözleşme belirsiz süreli hale geldikten sonra taraflardan herhangi birisi iki ay önce diğer tarafa sözleşmeyi feshedeceğine dair iradesini yazılı olarak ulaştırdığı takdirde bu iki aylık feshi ihbar süresi sonunda sözleşme sona erecektir. Taraflardan herhangi biri sözleşme hükümlerini ihlal ettiği takdirde diğer taraf otuz gün öncesinden sözleşmeyi ihlal eden tarafa yazılı olarak bildirmek şartıyla sözleşmeyi feshedebilir. 4857 sayılı Kanun’un 24. ve 25. maddelerinde yer alan ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri sebebiyle derhal fesih halleri saklıdır. 7. maddesinde, şirketin bu sözleşme uyarınca kabul ettiği yükümlülüklerini yerine getirmeyerek sözleşmenin bu sebeple veya 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesinde sayılan nedenlerle feshedilmesine sebebiyet verdiğinde yardımcı personelin en son hak ettiği aylık … ücretinin oniki katı kadar bir parayı cezai şart olarak yardımcı personele ödemeyi kabul ve taahhüt eder.”hükmünün düzenlendiği, mahkemece ihbar tazminatı olarak bu cezai şarta hükmedildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiği sabittir. İş sözleşmesinde öngörülen cezai şart işçinin sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi koşuluna bağlanmıştır. İş sözleşmesi davacı tarafından feshedilmediğine göre cezai şart talep etmesi mümkün değildir. Bu durumda davacının ihbar tazminatı isteğinin hüküm altına alınması ile yetinilmeli, cezai şartın reddine karar verilmelidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.11.2012 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, kararın onanması gerekir görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.16.11.2012