Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/5476 E. 2012/26028 K. 21.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5476
KARAR NO : 2012/26028
KARAR TARİHİ : 21.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, cezai şart alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; davalının davacı şirkete bağlı işyerinde 01.09.2009-31.08.2010 tarihleri arasında süreli sözleşme gereği rehber öğretmen olarak çalışmakta iken, 16.11.2009-28930 sayılı ihtarname ile iş sözleşmesini haklı sebeplerle feshettiğini bildirerek işe gelmediğini, ihtarnamede belirtilen hususların gerçekle bağdaşmadığını, sözleşmeye göre taraflardan birinin sözleşmeyi haksız olarak süresi dolmadan feshetmesi halinde diğer tarafa 3 brüt maaş tutarında cezai şart ödeyeceğinin hüküm altına alındığını, haksız fesih sebebiyle 3 brüt maaşı tutarı 5.696,13 TL ‘nin ödenmesi için davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen sonuç alınamadığını belirterek 1.000 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında başlangıcı 01.09.2003 tarihi olmak üzere belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığı, en son 01.09.2009-31.08.2010 tarihleri arasını kapsayan sözleşmenin imzalandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7/J maddesinde tarafların sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi halinde öğretim elemanının 3 brüt maaşı tutarında cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşme incelendiğinde cezai şart yönünden taraflar arasında denkliğin bulunduğu, cezai şart ile hem işçi, hem işveren açısından eşit yükümlülüğün getirildiği, sözleşmeyi davalı işçinin feshettiği ancak fesih açısından haklı nedene dayandığını ispat edemediği,işverenin cezai şart alacağına hak kazandığı, davalının 28.12.2011 havale tarihli dilekçesi ile tebligatın usulsüz yapıldığı, bundan dolayı taraflarına deliller için süre verilmesi gerektiğini … sürmüş ise de; tebligat parçasından davalı işçiye adresinde bulunamadığından dolayı 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi gereğince usulüne uygun tebligat yapılıp, ihbarnamenin kapıya yapıştırılıp davacının komşusuna haber verildiği, dolayısı ile tebliğin usulüne uygun olduğu, 20.12.2010 tarihinde dava açıldıktan bir yıl geçtikten sonra davalı tarafın delil bildirimi hususunda süre talebinin uygun olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, dava dilekçesinin davalının adresine 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre yapıldığı, haber verilen komşusunun isminin okunamadığı, yöneticiye haber verildiğine dair bilgi olmadığı, kapıya tebligat parçasının yapıştırılıp yapıştırılmadığının belli olmadığı, sadece ilgili muhtara tebliğ yapıldığı, davalının tebligatın usulüz olarak yapıldığına dair itirazı bulunduğu anlaşılmıştır.
Tebligatın muhatabı adresinde oturmakla birlikte, tebliğ yapıldığı sırada kendisi veya kendisi adına tebliği alacak kimseler adreste bulunmaz, kısaca adres kapalı ise, adreste bulunmama sebebinin komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti, meclis üyesi, zabıta veya memurlardan öğrenilmesi, tebliğ tutanağına yazılması ve beyanına başvurulan kişiye imzalatılması, imzadan çekinilmesi halinde tebliğ mazbatasına bunun da yazılması ve tebliğ evrakını dağıtan memurun imzalaması gerekir. Dağıtım saatinden sonra muhatap veya tebliği alacak kimseler dönecek ise, tebliğin 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre, birkaç gün adreste yoklar ise aynı Kanun’un 20. maddesine göre yapılacaktır. 21. maddeye göre yapılan tebligatta, 2 numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılırken, 20. maddeye göre tebliğde, tebliğ 2 numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren onbeş gün sonra tebliğ edilmiş sayılacaktır. 2 numaralı ihbarname kapıya asılması dışında tebliğ evrakının dağıtım yapan memur tarafından muhtar, ihtiyar heyeti üyeleri, zabıta amir veya memurlarından birine imza karşılığı teslim edilmelidir. Kapıya yapıştırılan ihbarnameye de tebliğ evrakının teslim edildiği görevlinin adı ve soyadı yazılmalıdır. Tebliğ evrakını alan bu kişiler, tebligat evrakını muhataba teslim etmelidir. Ayrıca bu işlemlerden sonra tebliğ olunacak kişiye keyfiyetin haber verilmesi için en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirim yapılması zorunludur. Tebligat işlemlerinde bu sıraya uyulmalıdır. Aksi halde tebliğ usulsüz ve geçersiz olur.
Tebligat yapılacak kişinin nereye gittiği ve ne zaman döneceği belli değilse, tebligatı alacak kişi ölmüş veya gösterilen adreste daimi olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebligat memurunca saptanmamış ise tebligat evrakına bu durum açıkça yazılmalı ve tebligat evrakı bila tebliğ çıkış merciine iade edilmelidir.
7201 sayılı Kanun’un 35/son maddesi ile daha önce tebligat yapılamayan adresede aynı madde uyarınca tebliğ yapılma imkanı getirilmiştir. Buna göre taraflar arasında yapılan, imzası resmi makamlar önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkârlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da 35. madde hükümleri uygulanmalıdır.
Somut olayda, davalıya dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligatın, davacının adresinde kısa süreliğine bulunmaması sebebi ile muhtara yapıldığı, tebligatın haber verildiği komşunun isminin okunamadığı, tebliğ evrakının muhtara teslim edildiğine ilişin ihbarnamenin kapıya yapıştırılıp yapıştırılmadığının belli olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, tebligatı yapan posta görevlisi dinlenerek, tebliğin haber verildiği komşu tesbit edilmeli, var ise bu komşu dinlenmeli, tebligatın usülsüz yapıldığının tesbiti halinde davalının delilleri toplanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece tebligat konusunda davalının yaptığı itiraz konusunda yeterli inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.