Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/6059 E. 2012/25790 K. 19.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6059
KARAR NO : 2012/25790
KARAR TARİHİ : 19.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai ücreti, vergi iadesi, hafta tatili ücreti, yılık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 18.04.2007-12.02.2009 tarihleri arasında usta olarak en son aylık … 675,00 TL ücret ile çalıştığını, işyerinde yemek ve servis sosyal haklarının olduğunu, ücretlerinin sürekli olarak geç ödendiğini, 2008 yılı Ekim ayından itibaren ücretlerinin hiç ödenmediğini, davacının 09.02.2009 tarihinde ücretsiz izine çıkarıldığını ve 12.02.2009 tarihinde ise haksız ve hukuka aykırı olarak işten çıkarıldığını, işyerinde fazla çalışma yaptıklarını ancak ücretlerinin ödenmediğini, hafta sonları ve ulusal bayram-genel tatil günlerinde de çalıştıklarını ancak ücretlerinin yine ödenmediğini, 2008 yılından beri ödenmesi gereken vergi iadesi alacağının da ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığı gibi ücretlerinin de ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma ücreti, vergi iadesi, ulusal bayram ve genel tatil çalışması ücreti, hafta tatili çalışması ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının faiziyle beraber davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının işe giriş tarihinin 01.01.2008 ve aylık … ücretinin 550,00 TL olduğunu, ekonomik kriz sebebiyle karşılıklı olarak mutabakata varılarak davacının bir hafta dinlendirilmesine ve bu süre içerisinde ücret ödenmemesine karar verildiğini, bir hafta sonra davacıyı aradıklarını, ancak davacının gelip işe başlamadığını, davacının istifa ederek iş sözleşmesini sona erdirdiğini, daha sonra müvekkili şirkete başvuran davacının mağdur olduğunu beyan ettiğini, tüm işçilik alacaklarının hesaplanıp kendisine ödendiğini, bunun ekte sunulan ibranameden de açıkça anlaşıldığını, davalı şirkette ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ve hafta tatili günlerinde çalışma yapılmadığını, fazla mesainin de söz konusu olmadığını ve bu sebeplerle davacı tarafın taleplerinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı işverenin iş sözleşmesini haklı bir sebep bulunmaksızın feshettiği ve diğer taraftan davacının ücret, hafta tatili çalışması, genel tatil çalışması ve fazla çalışma ücreti alacakları bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı ve davacı vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı 18/04/2007 tarihinde işe başladığını iddia ederken davalı ise davacının 01/01/2008 tarihinde işe başladığını savunmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davacının 18/04/2007-31/05/2007 tarihleri arası 62802.16 sicil numaralı işyerinde, 01/06/2007-30/12/2007 tarihleri arası 1134960.16 sicil numaralı işyerinde, 01/01/2008- 12/12/2009 tarihleri arasında ise 1142323.16 sicil numaralı davalı işyerinde çalıştığı görülmektedir. Mahkemece davacının 18/04/2007 tarihinde davalı şirket nezdinde çalışmaya başladığı kabul edilmiş ise de davacının çalışma süresinin bir bütün olarak değerlendirilmesini gerektirecek “işyeri devri” ve “birlikte istihdam” ile “işverenler arası organik bağ” gibi olguların mevcudiyet olup olmadığı somut olayda anlaşılamamaktadır. Bu sebeple mahkemece öncelikle davacının çalışma kaydının gözüktüğü işveren kayıtlarının Sosyal Güvenlik Kurumundan getirtilerek davacının çalışma süresinin bir bütün olarak değerlendirilmesini gerektirecek olgu ya da olguların bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre davalı işverenin sorumlu olduğu çalışma süresinin tespiti ile davacının talepleri hakkında hüküm kurulmalıdır. Belirtilen esaslara uyulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68. maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde on bir saate kadar olan çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saat ve daha fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmelidir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının haftanın üç günü 08:00-22:00 arası çalıştığı kabul edilerek günlük bir saat ara dinlenmesi düşülüp bu dönem için davacının otuzdokuz saat çalışma süresi olduğu belirlenmiştir.
Ara dinlenmesinin eksik belirlenerek yüksek fazla çalışma süresi üzerinden fazla çalışma ücretlerinin hesaplanması da isabetsiz olup ayrıca bozma sebebi yapılmıştır.
4-Öte taraftan hükme esas alınan bilirkişi raporunda makbuz hükmünde kabul edilen ibranamedeki … tutarların hesaplanan brüt tutarlardan indirilmesi de hatalıdır. Bu şekilde hesaplama yanlışlığı yapılarak fazladan alacaklara hükmedilmiştir. Bu sebeple de kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.