Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/6109 E. 2012/26259 K. 22.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6109
KARAR NO : 2012/26259
KARAR TARİHİ : 22.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ikramiye ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı taraf, davacının davalı işyerinde 01.07.2005 tarihinden 14.05.2009 tarihine kadar işletme müdürü unvanı ile çalıştığını, davacının gerçek … maaşının 6,000,00-TL olduğunu, ancak işverenin bazı zamanlar ekonomik krizi bahane ederek ücretini eksik ödediğini, muhasebecinin el yazısı ile birikmiş maaş farkı alacağını gösterir yazıdan davacının toplam 17.500,00-TL maaş farkı alacağı olduğu, ayrıca işyerinde Aralık 2008 (dahil) tarihinden itibaren maaşlar hiç ödenmediği için iş akdinin fesih tarihine kadar 5,5 aylık ücret alacağı olduğu, işyerinde mesai saatinin 08.00-17.30 olmasına rağmen Pazartesi-Cuma arası günlerde saat 17.30 dan sonra 22.00 ye kadar mesaiye kalınmış olmasına rağmen fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, işverenin 2008 yılı dahil olmak üzere 2009 yılının ilk beş ayında vermesi gereken ve dört ayda bir yarım maaş tutarı olan ikramiyelerin de ödenmediğini, davacıya 2008 ve 2009 yıllarına ait ücretli izin hakkının kulandırılmadığını, belirterek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsili talep etmiştir.
Davalı taraf, davacının çalıştığı süre içinde uyulması gerekli işyeri kurallarını ihlal ettiğini, yapılan uyarılara rağmen davranışlarına devam ettiğini, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca işverenin haklı fesih hakkının doğduğunu, ancak, davacının kendi rızası ile işten ayrıldığını, bu sebeple kıdem ve ihbar tazminatı hakkı doğmadığını, davacının çalıştığı sürenin karşılığı olan ücretleri aldığını, davacının ücretinin imzasını taşıyan bordroda yazılı ücret olduğunu, mahkemeye sunulan ve davalı firmanın yetkilisi tarafından imzalanmayan sadece not kağıdı vasfındaki belgenin ücret farkını ispatlamasının mümkün olmadığını, davacının yıllık izinlerini kullandığını, davacının resmi, dini bayram ve tatil ücreti ile hafta tatili çalışmaları ve fazla mesai alacaklarının ücretlerine yansıtıldığını, işyerinde ikramiye uygulaması olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalının davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatını gerektirmeyecek şekilde sona erdiğini ispatlayamadığı, dosyadaki delil durumuna göre hizmet süresi ve fesih şekline göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, fark ücret alacağı konusunda davacı tarafın hangi yıl ve aylara ait olduğuna dair bir açıklama yapmaması ve bu alacağa yönelik talebi atiye bırakması sebebiyle herhangi bir tespit yapılamadığı, davacının iş yerinde üst düzey konumda çalışan bir işçi olup kabul edilen maaşının görev ve sorumluluklarının (bu anlamda gerektiğinde yapması gereken fazla çalışma ve tatil çalışmaları ) gerektirdiği miktarda olup ayrıca fazla çalışma ve tatil çalışma alacağı talebinde bulunamayacağı, iş yerinde ikramiye uygulaması ile birikmiş ücret alacaklarının olduğu ve ödendiğine dair işverence herhangi bir delilin sunulmadığı anlaşılmakla davanın kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret ve ikramiye alacakları yönünden kabulüne, diğer talepler yönünden ispatlanamaması gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir .
2- Taraflar arasında davacı işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 32/1 maddesinde, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmiş olması taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Somut olayda, her ne kadar bilirkişi tarafından davacının ücretinin … 6.000,00-TL olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmış ve mahkemece bilirkişi tarafından yapılan hesaplama dikkate alınarak hüküm kurulmuş ise de davacı tarafın delillerinin, aldığını iddia ettiği … 6.000,00 TL ücreti ispatlamaya yeterli olmadığı, mahkemece yaptırılan emsal ücret araştırmalarında belirtilen ücretlerin, bordrolarda belirtilen ücreti doğruladığı, buna göre davacının, davalı işyerinde ücret bordrolarında gösterilen ücreti aldığı dikkate alınmaksızın davacının beyanında belirttiği ücreti aldığının kabulü hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.11.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.