Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/10045 E. 2013/12005 K. 23.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10045
KARAR NO : 2013/12005
KARAR TARİHİ : 23.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi vekili, müvekkilinin davalı şirkette satış uzmanı olarak çalıştığını, yazılı fesih bildiriminde gerçeğe aykırı gerekçeler gösterilerek iş sözleşmesinin feshedildiğini, müvekkilinin davalı şirkete verdiği istifa dilekçesi olmadığı gibi işten ayrılmak istediğine yönelik yazılı, sözlü herhangi bir talebinin bulunmadığını, aile problemlerinin söz konusu olmadığını, insan kaynakları yetkilisinin ifadesi ile “el yazısı ile yazıp işverene vermez ise tazminatsız olarak işten çıkarılması yoluna gidileceği” beyanı üzerine ve tazminatlarını alabilmek adına fesih baskısı altında sözkonusu dilekçenin müvekkili tarafından yazıldığını, dilekçe üzerindeki yazının işveren tarafından sonradan doldurulduğunu belirterek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesini istifa yoluyla sona erdiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile feshedildiği ileri sürülmesine rağmen, davacının ailevi problemleri olduğunun ispat edilemediği gibi dosyaya sunulan istifa dilekçesindeki düzenleme tarihinde düzeltme yapılmış olması ve 15 yıldır davalı işyerinde çalışan davacının makul bir yarar olmaksızın karşılıklı anlaşma yolu ile iş sözleşmesini feshetmesinin mümkün bulunmadığı, iş sözleşmesinin işverence haklı ve geçerli sebep olmadan feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki iş ilişkisinin, ikale yoluyla sona erip ermediği hususu temel uyuşmazlığı oluşturmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, davalı işveren nezdinde satış uzmanı olarak çalışan davacı işçi, ailevi problemleri nedeni ile kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek iş sözleşmesinin sonlandırılmasını istediğini bildirmiş, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesiyle, iş sözleşmesi sonlandırılmıştır. Davacının ünvanı ve mesleki kıdemi nazara alındığında, istihdam edilen nitelikli bir eleman olduğu ve imzaladığı belgenin mahiyetini ve doğuracağı hukuksal sonuçlarını tayin ve takdir edebilecek durumda bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre, davacı tarafından verilen bu dilekçeyi geçersiz kılacak bir olgu mevcut olmadığı gibi kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesi konusunda anlaşma oluştuğu, bu durumda iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinin kabul edilmesi gerektiği anlaşılmış olup, sözleşmenin ikale ile sona ermesi sebebiyle davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 94,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.