YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10325
KARAR NO : 2013/12299
KARAR TARİHİ : 24.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, izin ücreti, genel tatil ile fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili özetle, davacının davalı olan babasına ait emlak bürosunda çalışırken tutuklanması üzerine işten çıkarıldığını iddia ederek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmesini istemiştir.
Davalı vekili cevabında özetle; davacının davalının oğlu olduğunu babasının yanında çalışmasının bulunmadığını ziyaret ve harçlık almak için işyerine uğradığını bazen babasının yanında telefonlara baktığını hizmet ilişkisinin bulunmadığını tahliye olduktan sonrada babasından para istemeğe devam ettiği büronun camlarını kırdığı babasın atfı cürümde bulunarak şantajla para istediğini çalışma iddiasının doğru olmadığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalar göre alacakların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hizmet sözleşmesinin unsurları “zaman” ve “bağımlılık” ve “ücret” unsurlarından ibarettir. Zaman unsurundan amaç;bir kimsenin günlük belirli bir zaman dilimi içerisinde iş gücünü bir işveren emrine tahsis etmesi,bağımlılık unsurundan amaç ise çalışan kişinin işveren emir ve talimatları doğrultusunda çalışmasını sürdürmesidir. Görülen iş karşılığı işverenin belli bir zaman dilimi için ödemiş olduğu bedel ise ücret unsurunu oluşturur. Belirtilen unsurlara göre bir veya birden ziyade işveren emrinde çalışmasını sürdüren kişiler işçi statüsünde kabul edilir.
Dosya içeriğinden davacı ve davalının baba-oğul oldukları ve davalı babaya ait emlak burosunun ulaşılabilen bir resmi kaydının bulunmadığı davacı ile davalı arasında çalışma ilişkisini ortaya koyabilecek somut delilin sunulamadığı, davacının 1991-1997 tarihleri arasında zorunlu, 1998-2008 tarihleri arasında da isteğe bağlı 1479 sayılı Yasaya tabi bağkur sigortalısı olduğu, davacı ve davalının tefecilik suçlaması nedeniyle tutuklandıkları ve haklarındaki ceza davasının İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda ceza dosyasındaki ifadelerde davalının “üç oğlu olduğunu bunlardan davacının kendisi ile çalıştığını” diğer tanıklar ise “davacı ve davalının birlikte çalıtışktıkları” “baba-oğulun 25 yıl emlakçılık yaptıkları” “20 yıldan beri emlakçılık yapan davacı” şeklindeki anlatımlar ile ifade edilen çalışma süresi içerisinde davacının bir dönem zorunlu bir döneminde isteğe bağlı bağkur sigortalılığının bulunması ve tüm dosya kapsamına göre davacının davalı babası ile aile efratları olarak birlikte emlakçılık yaptıkları, işyerini kendi nam ve hesaplarına birlikte işlettikleri yoksa davacının babasının yanında bağımlılık unusuru gerçekleşmiş bir hizmet akdine dayanan çalışması bulunmadığı anlaşıldığından, davacının mevcut olmayan iş sözleşmesine dayanarak bir hak talep etmesi mümkün olamayacağından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.