Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/11870 E. 2013/12929 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11870
KARAR NO : 2013/12929
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacı işçinin işyerinde finans uzmanı olarak çalışırken iş sözleşmesinin davacının gerekli kontrolleri yapmaması üzerine şirketin zarara uğradığı gerekçesi ile feshedildiğini, davalı tarafından ileri sürülen fesih gerekçesini kabul etmediklerini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, finans uzmanı olarak görev yapan davacının görevi gereği gerekli kontrolleri yapmadığını, bu sebeple iş sözleşmesinin feshedildiğini, davacının işinin gereğini yapmaması sebebiyle şirketi zarara uğrattığını bu sebeple iş sözleşmesinin haklı gerekçe ile iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesine eski insan kaynakları müdürünün ücretini yüksek göstererek şirketten fazla para çekmesi ve davacının görevi itibari ile bu durumu tespit edememesi nedeni ile son verildiğini, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacının bu olay sebebi ile herhangi bir kusurunun bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı, dolayısıyla davacının kusursuz olduğu, şirketi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II e.-ı. bendi gereğince zarara uğratmasının mümkün görülmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayalı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesinde, işveren açısından haklı fesih sebepleri sayılmış olup, anılan hükmün e. bendinde İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması, ı. bendinde ise İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması durumunda iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayalı olarak feshedilebileceği düzenlenmiştir.
Dosya içeriğinden, davacının davalıya ait işyerinde finans uzmanı olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin işinin gereği yapılması zorunlu olan kontrolleri yapmadığı, işini ihmal ettiği ve gösterdiği ihmalin şirketin maddi zarara uğramasına neden olduğunun tespit edilmesi gerekçesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e., ı. maddesi gereğince feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, finans uzmanı olarak görev yapan davacının yaptığı görevin gereği olarak kontrolleri yapmadığı, işini ihmal ettiği ve bu ihmalin şirketin maddi zarara uğramasına neden olduğu ve davacının eyleminin 4857 sayılı Kanun’un 25/II-e., ı. maddesine aykırılık oluşturduğu gerekçesi ile iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği anlaşılmıştır. Davacının görevinde gerekli dikkat ve özeni göstermediği, işverenin zarara uğramasına sebep olduğu dosya içeriği ile sabit olmakla birlikte, feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususu kusur incelemesi de yapılmasını gerektirdiğinden kısa sürede sonuçlandırılması gereken işe iade davasının bir an önce neticeye bağlanması bakımından feshin feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığına ilişkin uyuşmazlığın ileride açılabilecek tazminat davasında tartışılması mümkün olduğu dikkate alınarak işverence yapılan fesih işleminin geçerli olduğu gözetilmeden davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 131,70 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 30.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.