YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12556
KARAR NO : 2013/13560
KARAR TARİHİ : 04.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının işveren tarafından ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkete ait işyerinde çalıştığı iplik ve boyama bölümü ile ilgili olarak daha önce birçok kez eğitimden geçtiğini, davacının 22.04.1996 tarihinde imzaladığı işyeri kurallarına uyma taahhütnamesinin ilgili maddelerine aykırı olarak çalışması ve hatalı üretime neden olması sebebiyle altı farklı tarihte disiplin kuruluna sevk edildiği, 04.06.2003-05.06.2003 tarihlerinde işlem talimatlarına uymayarak ve dikkatsiz davranarak hatalı üretime sebep olması ve daha öncesinde de farklı tarihlerde dört defa disiplin kuruluna sevk edilerek ceza alması gerekçesiyle disiplin kurulu kararıyla, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. maddesinin (h) bendi uyarınca haklı sebeple feshedildiğini, dava konusu alacaklara hak kazanılmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hatalı üretim sebebiyle oluşan zararın davacı işçinin otuz günlük ücretinden az olması sebebiyle davalı işverenin iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, taraflar vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 18.10.2012 tarih 2010/25838 esas, 2012/35026 karar sayılı ilamıyla, davalı işverenin fesih dayanağının 4857 sayılı Kanun’un 25/II maddesinin (h) alt bendi olmasına rağmen, davalı işverenin fesih sebebi olarak ileri sürmediği aynı maddenin (ı) bendindeki zarar olgusunun oluşmadığından bahisle davanın kabulünün hatalı olduğu, anılan sebeple davacıya ait şahsi sicil dosyasındaki ihtarların ve davacının savunmalarının değerlendirilerek, davacıya isnat edilen eylemlerin değinilen Kanun’un 25/II. maddesinin ( h) alt bendi uyarınca haklı fesih sebebi olusturup oluşturmayacağının tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyan mahkemece, davacının yapmakta ödevli olduğu görevleri kendisine ihtar edilmesine rağmen, ihtarlara uymayarak yapmamakta ısrar ettiği, işveren feshinin haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin, işveren tarafından hatırlatıldığı halde işçinin görevlerini yapmamakta ısrar etmesi sebebiyle haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (h) alt bendinde, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi durumunda işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu hükme bağlanmıştır.
İş görme edimi işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine getirilmelidir. İşverenin talimatlarının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesi ile getirilebilecek sınırlamalar ile işçinin eğitimi, yeteneği ve takati gibi hususlara aykırılık oluşturmamalıdır.
1475 sayılı İş Kanunu’nda işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmaması haklı fesih sebebi olarak sayılmış ve işçinin bu anlık durumu yeterli görülmüşken, 4857 sayılı Kanun ile işçinin “görevi yapmamakta ısrar etmesi” kuralı getirilmiştir. Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardından sadece bir kez görevi yapmama yeterli sayılmamalıdır. İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından devamlılık arz etmelidir.
Diğer taraftan 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından, işverene iş sözleşmesini geçerli sebeple sona erdirme imkanı tanıyan işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlardır.
Neticeten, işçinin talimatlara uymaması, işverene somut olayın özelliklerine göre, iş sözleşmesinin haklı ya da geçerli fesih hakkı verir.
İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri, kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi, haklı fesih sebebi olarak kabul edilmesine karşılık, 4857 sayılı Kanun’un gerekçesine göre, işçinin “işini uyarılara rağmen eksik, kötü veya yetersiz olarak yerine getirmesi” geçerli fesih sebebidir.
Somut olayda, davalıya ait işyerinde, iplik ve boyama bölümünde çalışan davacı işçinin, iş sözleşmesi işverence, 04-05.06.2003 tarihlerinde işlem talimatlarına uyulmaması ve dikkatsiz davranılması sonucu hatalı üretime sebep olunması, daha önce de dört defa hatalı üretim ve benzeri eylemlerinden disiplin kurulunca ceza verilmesi sebepleri gösterilerek, 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesinin (h) alt bendinde düzenlenen, hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi haklı fesih sebebine dayanılarak feshedilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı işçinin görevini yapmakla birlikte gereği gibi ifa etmeyerek uyarılara rağmen hatalı üretime sebep olduğu, bu hususun üretim ve iş ilişkisi sürecinde olumsuz etki yarattığı sabittir. Ancak, davacı işçinin “işini uyarılara rağmen eksik, kötü veya yetersiz olarak yerine getirmesi” 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan geçerli fesih sebebidir. Bu durumda, iş sözleşmesinin feshi haklı sebebe dayanmamakta olup, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının kabulü gereklidir. Anılan sebeple, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları hesaplamaları değerlendirilerek, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.