YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13842
KARAR NO : 2013/15090
KARAR TARİHİ : 21.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının hiçbir haklı sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki iş günü işe gelmemesi neticesinde iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı taraf, tanıkları dinlenilmeksizin karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğunu ileri sürerek temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar, tanık listeleri ibraz etmiş, ilk celsedeki duruşmaya katılarak tanıklarının dinlenmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, tanık dinletme taleplerinin reddine karar verilerek, taraf tanıkları dinlenilmeksizin tek celsede karar verildiği görülmüştür.
İddia ve savunma hakkı, Anayasa’nın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde “herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza da yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında, davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra, maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde taraflarca tanık isimleri mahkemeye dilekçe ile bildirilmiştir.
Mahkemece, taraflara tanıklarını dinletmesi hususunda usulüne uygun mehil verilerek tanıklarını dinletme imkanı sağlanması ve tanık beyanlarının diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, taraf tanıklarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak dinlenilmeyip, hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.