YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15023
KARAR NO : 2013/15792
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, ücret alacağı, ilave tediye, vardiya zammı, giyim yardımı, sosyal yardım, şeker ikramiyesi alacağı ve aile yardım alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğinden bahisle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı ve ihbar olunan arasında muvazaalı bir alt işverenlik ilişkisi olup olmadığı ve buna bağlı olarak davacının taleplerinin hukuksal dayanağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Alt işveren; bir işyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren- alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11. maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bundan başka 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 7. fıkrasında sözü edilen hususların, aksi ispatlanabilen adi kanunî karineler olduğu kabul edilmelidir.
Asıl işveren alt işveren ilişkisi ve muvazaa konuları, 5763 sayılı Kanun’la İş Kanununda yapılan değişiklikler ve buna bağlı olarak çıkarılan Alt İşveren Yönetmeliğinin ardından farklı bir anlam kazanmıştır. Yönetmelikte “yazılı alt işverenlik sözleşmesi”nden söz edilmiş ve çeşitli tanımlara yer verilmiştir.
Alt İşveren Yönetmeliğinde;
1-İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt işverene verilmesini,
2-Daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile kurulan alt işverenlik ilişkisini,
3-Asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesini,
4-Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemleri, ihtiva eden sözleşmeler muvazaalı olarak açıklanmıştır.
Somut olayda, davacı, davalı şirketin kendi işçilerine vermiş olduğu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan bir takım hakların muvazaalı alt işverenlik ilişkisi sebebiyle kendilerine de tanınması gerektiğini ileri sürmektedir. Davalı tarafından ise davacının yüklenici şirket işçisi oldukları, davalı ve ihbar olunan şirket arasında muvazaalı bir alt işverenlik ilişkisi bulunmadığı savunulmaktadır. Aynı konuda dairemize intikal eden dosyalar birlikte incelemeye tabi tutulmuştur. Her ne kadar üç kişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmış ise de, bilirkişiler davacıların işyerinde yaptıkları işlerin farklılıklarını gözetmeden tüm davacılar hakkında aynı içerik ve şekilde rapor düzenlemişlerdir. Davacıların yaptıkları işlerin farklılığı dikkate alınmadan rapor düzenlenmesi doğru olmamıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, raporda davacıların yaptıkları işlerle ilgili olarak yapılan açıklamalara yönelik dosya içerisinde delil bulunmadığından, sözkonusu tespitler dayanaksız kalmaktadır.
Tüm bu yönler dikkate alınarak, konusunda uzman üç kişiden oluşan bilirkişi heyeti oluşturulup, yeniden mahallinde keşif yapılmalı, davacıların çalıştıkları bölümler tek tek gezilmeli, çalışma şartlarını belirleyen ve işyeri çalışma düzenini oluşturan tüm işyeri kayıt ve belgeleri incelenmeli, hizmet alım sözleşmesi ile idari ve teknik şartnameler değerlendirilmelidir. Aynı işyerinde çalışan ve benzer işi yapan işçilerin açtığı davalarda dairemizce muvazaa iddiası kabul edilmemiştir. Sözkonusu dosyalar eldeki dosya açısından kuvvetli delil teşkil etmektedir. Bunların dosya kapsamına alınması gerekir. Bu konuda daha önce açılan davalarda alınan bilirkişi raporları da inceleme kapsamına alınarak, her bir davacının ayrı ayrı işyerinde çalıştığı birim, yaptığı iş tespit edilerek asıl işin bir bölümü ya da yardımcı iş niteliğinde olup olmadığı, aslı işin bir bölümü ise işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirip gerektirmediği, bu anlamda asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olup olmadığı değerlendirildikten sonra talep konusu alacaklar hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme sonucu talep konusu alacakların hüküm altına alınması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.