Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/15263 E. 2013/16133 K. 02.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15263
KARAR NO : 2013/16133
KARAR TARİHİ : 02.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin müvekkili işverence haklı nedenle feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna itibarla feshinin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık sözkonusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda davacı davalı işyerinde 14/04/2004-22/12/2011 tarihleri arasında tıbbi ilaç mümessili olarak çalışmış olup iş sözleşmesi davalı işveren tarafından 22/12/2011 günlü fesih bildirimi ile 2011 Kasım ayında sipariş bildirilen eczanelerle depo çıkışlarının örtüşmediği, görevini gereği gibi yapmadığı, gerçek dışı ziyaret ve satış raporlayarak şirket kurallarına aykırı davrandığı, yanıltıcı bilgi verdiği iddiasıyla İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendi gereğince feshedilmiştir.
İş sözleşmesi işveren tarafından davacının görevini gereği gibi yapmadığı, gerçek dışı ziyaret ve satış raporlayarak şirket kurallarına aykırı davrandığı, ve yanıltıcı bilgi verdiği iddiasıyla feshedilmiş olup 2011 Kasım ayında davacının satış raporunda gösterdiği 55 adet siparişten 42 adedinin iptal edildiği belirtilerek buna ilişkin işyeri kayıtları sunulmuştur. Yine davacıya 04.11.2010 tarihinde işyeri kurallarına aykırı olarak gerçekdışı satış ve ziyaret raporudüzenlediğinden bahisle savunması alınarak uyarı verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece dinlenen tanık beyanlarına göre satış temsilcilerinin eczanelerden sipariş alarak bu siparişleri ecza depolarına bildirdiği, ecza depolarının siparişleri tekrar eczanelerden teyit ettikten sonra ilaç çıkışının yapıldığı, uygulamanın bu şekilde olduğu, ancak eczanelerin sipariş verdikten sonra çeşitli nedenlerle bir kısım siparişleri iptal edebildiği, bunun olağan olduğu, davacının bu yönde kasıtlı bir davranışının olduğunun davalı tarafça ispatlanamadığı, yine fesih bildiriminde belirtilen diğer iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle feshin geçersiz olduğu sonucuna varılmış ise de davacının çalıştığı sektördeki ilaç siparişi ve sipariş iptallerinde davacının kusurlu olup olmadığının belirlenmesi teknik incelemeyi gerektirmektedir.
Buna göre fesih bildiriminde işverenin iddiaları ile ilgili davacının iş sözleşmesinin haklı veya geçerli olarak feshini gerektirecek derecede kusurlu olup olmadığının belirlenmesi için işyeri kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle konularında uzman eczacı, iktisatçı ve pazarlama bilirkişilerinden müteşekkil heyetten rapor alınarak bilirkişi raporu dosya içeriği ile birlikte yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmaksızın eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup, hüküm bu nedenlerle bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 02.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.