Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/18805 E. 2013/19240 K. 19.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18805
KARAR NO : 2013/19240
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 06.06.2011 tarihli lisans sözleşmesi ile davalıya ait internet sitesinde astroloji yorum ve yazıları yazdığını, davalı işverence 23.10.2012 tarihinde davacıya fesih bildiriminde bulunulduğunu, bu fesihle ilgili herhangi bir açıklama yapılmadığını ve feshin geçerli sebebe dayanmadığını, sözleşme yapıldığı tarihte davacının müzayaka halinde bulunduğunu belirterek müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının ilk olarak 03.11.2009 tarihinde kısmi süreli iş sözleşmesiyle işe başladığını, daha sonra hakları ödenerek 30.06.2011 tarihinde sözleşmesinin sona erdirildiğini, 06.06.2011 tarihinde 1.500,00 TL bedelli olmak üzere telif sözleşmesi yapıldığını, daha sonra bu sözleşmenin 5. maddesindeki prosedüre uygun olarak şirket tarafından feshedildiğini, davacı ile davalı şirket arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığını, davacı tarafın müzayaka altında olduğuna dair iddialarının geçerliliğinin olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye taraflarca ne isim verildiği hususunun önem taşımadığı, çalışma koşullarının şekli ve iş sözleşmesinin unsurlarının bulunup bulunmadığının tespiti gerektiği, dinlenen davalı tanıklarının davacının önce part-time, daha sonra telif ücreti adı altında ödenen olmak üzere iki dönem halinde çalıştığını, her iki dönemde de aylık ücret alıp, emir ve talimatların genel müdür tarafından verildiğini ve bu iki dönemde çalışma şeklinde herhangi bir değişiklik olmadığını beyan ettikleri, davacının aldığı ücretten gelir vergisi ödediğine yönelik bir vergi kaydının bulunmaması sebebiyle, kanunun tanımladığı şekilde taraflar arasında iş sözleşmesi olduğu ve uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre çözülmesi gerektiği, feshin sözleşmenin 5. maddesine atıf yapılarak gerçekleştirildiği, açık ve kesin neden bildirme koşuluna uygun davranılmadığı için feshin geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği noktasında toplanmaktadır.
İş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmeleri olan eser ve vekalet sözleşmelerinden ayırt edici en önemli kıstas bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağlılığı vardır.
İş sözleşmesinde işçi, belirli veya belirsiz süreli olarak işveren için çalışır. Eser sahibi kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. Sadece sözleşme ile üstlendiği eseri meydana getirmekle yükümlüdür. İş sözleşmesinin varlığı, ücretin ödenmesini gerektirir. Eser (telif) sözleşmesine ilişkin hükümlerde, iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Bağımsız olarak iş gören, bu nedenle faaliyetini sürdüreceği zamanı belirlemede kısmen de olsa serbestliğe sahip olan, bütün zamanını tek bir müvekkile hasretmek zorunda olmayan vekil, farklı kişilerle ayrı vekalet sözleşmeleri yapabilmekte ve bu şekilde ekonomik olarak tek bir işveren bağlı olmaktan kurtulmaktadır.
İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlara uyma yükümlülüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işveren karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işveren ile işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık söz konusudur.
Dosya içeriğine göre, taraflar arasında ilkin 03.11.2009 tarihli belirsiz süreli, kısmi süreli çalışmaya yönelik, 4857 sayılı Kanun kapsamında sözleşme düzenlenmiş, davacı uzman unvanı ile aylık net 3.500,00 TL ücretle istihdam edilmiştir. Bu sözleşme işverenin astroloji konusunda farklı bir modelde çalışacak olması ve durumuna uygun pozisyon bulunmaması sebebiyle feshedilmiş, ihbar ve kıdem tazminatları ödenmiştir. 06.06.2011 tarihinde ise davacının, davalının yayınladığı internet sitesinde yayınlanmak üzere ayda 4-5 kez gökyüzü hareketleri ve ayda oniki kez astrolojik yorum yapması karşılığında ve aylık 1.500,00 TL lisans bedelli olmak üzere yerine getireceğine ilişkin lisans sözleşmesi başlıklı ikinci bir sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmede, vergilerin davalı tarafından ödeneceği, davacının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında tüm fikri haklarına sahip olduğu düzenlenmesi getirilmiştir. Davacının çalışma şartları, her iki sözleşmenin düzenlemeleri dikkate alındığında değişmiş, iş sözleşmesinin temel göstergesi olan bağımlılık unsuru ortadan kalkmış, davacının fikri hakları saklı tutularak belli dönemlerde davalının internet sitesine yorum göndermesi karşılığı lisans bedeli ödenmesi şekline bürünmüştür. Bu sözleşme 5846 sayılı Kanun’un 18, 48, 50 ve 52 maddeleri gereği telif sözleşmesidir. Taraflar arasındaki hukuki ilişki iş ilişkisi olarak nitelenemeyeceğinden görevli mahkeme iş mahkemesi değil genel mahkemelerdir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.